Çoğu uzun yıllar önce yayınlanmış kitaplarımızda ve de
sitemizde yeralan açıklamaların, kaynak belirtilmeden
de olsa değişik platformlarda gündeme getirildiğine sıkça rastlıyoruz...
Sayfalarımızda vurguladığımız gibi, isteyen bu bilgileri
dilediği yoldan çevresiyle paylaşabilir elbette; önemli olan, bu gerçeklerin
anlaşılması ve bilinmesi...
"Kur’ân'da, Kitab'ın bir kısmını okumanın yetersiz
olduğuna işaret eden uyarılar vardır...
Eğer Kitab’ın tamamını okuyamazsanız, konu hakkında
yanlış kanaatlere varırsınız!..
Sistem, tümüyle bir kitaptır!..
İçinde yaşadığınız sistemin yalnızca köyünüzden bahseden
sayfalarını okursanız, yarın başka toplum içine
girdiğinizde "ALLAH"ı inkâr noktasına gelir ve artık
hayâlinizde yarattığınız "TANRI"nızla başbaşa
kalırsınız...
Sizin köyünüzün kuralları, örf âdetleri kitabın bir
paragrafı olduğu gibi, diğer sayfalarda da çok daha
başka konular işlenmiştir YAZAN tarafından!..
Sizin köyünüzde "İMAM" nikâhı vardır, diğer köyde "sütçü"
nikâhı!..
Allah Rasûlü’nün nikâhını kim kıymıştı?
“İmam” kime denir, ne anlama gelir; bunu biliyor
musunuz?
Önemli olan imamın ya da sütçünün nikâh kıyması
değildir!..
Önemli olan nikâh "kavramı"dır!..
Bu da iki kişinin bir gecelik zevk için değil, uzun
süreli birbirinin maddi - mânevi sorumluluğunu
üstlenmesidir... Bu konuda iki şâhit huzurunda,
kişilerin itirafı nikâh akdidir... Kur’an’daki nikâh
kavramı budur!.. Bunun içinde imama ya da sütçüye
ihtiyaç yoktur!..
Kur’ân’da anlatılmak istenenleri çok iyi anlamak
gerek...
Yoksa bugünkü taklidî uygulamanın batağında boğulur
insan!..
Kur’ân’ın nikâh kavramı ile, toplumsal örfün nikâh
kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir...
Sistemi okuyun!...
“Allah adıyla işaret edilen” için senin ne ibadetin bir
anlam taşır, ne imanın, ne de nikahın!..
Öyle ise bu konuyu, şartlanmalardan öte, gerçekçi
şekilde bir düşünün bakalım!.."
...
Sistemin insana verdiği üst görev, bedeni benlenmemesi
ve yalnızca beden çıkarları için yaşamamasıdır...
Soru: "Neden iki şâhit , Sistem şahit olmuyor mu
Üstadım?"
Cevap: "Anlaşmazlıkta niye mahkemeye
gidiliyor; sistem yetmiyor mu? İnsanlar ne kadar olsa
unutkandır... Bir kısım konularda bunun önüne geçmek
için asgari iki şâhit önerilmiştir..."
Sitemizde
Muhammed Mustafa
isimli kitaptan okuyabileceğiniz Nikâh Merasimi
konusunda ise şu açıklamalar verilmiştir:
"Bugün birçok Müslüman aile,
erkekler ve kadınlar, bilmeyerek veya bilerek, kanuni
hiç bir mecburiyeti olmadığı halde, sırf etrafa uymak
gayesiyle, nişan yüzüğü, yahut da nikâh halkası adı
altında bir altın yüzük takmaktadırlar.
Gene bazı aileler de, İslâm’da altının
erkeğe haram olmasını ileri sürerek, bu yüzüğü gümüşten
yaptırıp öylece takmaktadırlar.
Halbuki...
İslâm Dini’nde YÜZÜK TAKMAK diye bir
âdet yoktur nikâh bahsinde! Nikâh yüzüğü takma adedi biz
Müslümanlara tamamen Hıristiyanlardan geçmiştir. Yâni
biz Müslümanların bugün tatbik edegeldiği bu adet
tamamen bir Hıristiyan âdetidir.
Hıristiyanlar, gelin olacak kıza beyaz
gelinlik giydirirler ve kiliseye götürürler.. Kilisede
papaz onların nikâhlarının kıyıldığını ilân eder, dua
eder ve bundan sonra da, "daima bir arada yaşamaları"
temennisiyle gelinin ve damadın parmağına birer alyans
denen nikâh yüzüğünü geçirir.
İşte kilisede takılan bu nikâh yüzüğü
ile kadın ve erkek sözde birbirine tamamen bağlanmış
olurlar ve artık bu nikâhları ölene kadar devam eder.
Hatırlanacağı üzere onlarda boşanma müessesi yoktur.
Ancak daha evvelce de belirttiğimiz
gibi, Efendimiz bizim bugün tamamen uydurduğumuz bu
halleri 1400 sene evvel işaret etmiş ve demiştir ki:
"Sizler de, sizden evvelkilerin yapmış
olduklarını yapacak, hattâ keler deliğine bile girseler
onları takip etmek isteyeceksiniz." Sorarlar:
"Kimdir o bizden evvelkiler ya
Rasûlullah?.. Hıristiyanlar ile Yahudiler mi?.."
Efendimiz aleyhisselâm cevap buyurur:
"Elbette ya, başka kimler olacak!.."
İşte bu hadiste de görüldüğü üzere, biz
bugün tamamen Hıristiyan âdetlerini benimsemiş ve
erkeğin kadına olan sadâkatini, kadının erkeğe olan
bağlılığını bir yuvarlak maden parçasına bağlamışız..
İşte bu sebeple deriz ki, İslâm
Dini’nde, nikâhta yüzük takmak diye bir adet yoktur.
Bu bir kilise âdetidir..."
www.ahmedbaki.com