English Deutsch Français Español Pусский Polski Nederlands Shqip Swahili Azeri Türkçe  
 

AHMED BÂKİ

 
 

Blog / 2006 Kasım

Nasıl neanderthal−insansı− olunur? (ve nasıl insan?)


24 Kasım 2006 Cuma

Ahmed Bâki

Henüz daha radyo, televizyon nedir bilinmediği devirlerde rahmetli Erzurumlu mutasavvıf Muhammed Lütfi Hazretlerinden işittikleri şu bilgileri büyüklerimiz naklederlerdi bize çocukken:

“Ahir zaman yaklaştığında her evden dışarıya bir pencere açılırmış; o zamanda bir takim çalgıcı kızlar türer ve ulu orta oynarlarmış; tüm ev halkı da gözünü o pencereye dikerek geçirirmiş günlerini, gecelerini... Sonra Deccal diye yalancı bir Mesih çıkarmış ortaya; imanı sağlam olmayan herkesi kandırırmış! Her türlü dünya nimeti onun yanında olurmuş. Bu arada, müminlerin önderi “Mehdi” lâkaplı zat da insanları Deccal’ın şerrinden korumak için bir grup inananla çaba sarfedermiş”...

40 yıla yakin zaman geçti aradan. O gün, acaba nasıl diye merak ettiğimiz o 'pencere' simdi her evin başköşesinde ve hemen herkesin gözü onda!.. Kim bilir hangi mecazlarla geçmişin koşullarında hangi günümüz gerçeklerine işaret edilmiş böyle... Nice işaretler var bu tür! Birazını dahi çözebilenler biliyorlar ki, yakın geçmişle karsılaştırınca artik bahsedilen o günlere geldik veya 'daha'sına çok yaklaştık şimdilerde...

Sarımsak – Bir beyin zehri


20 Kasım 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

Günümüzde hızla küreselleşen beslenme eğilimlerine rağmen, insanların neleri nasıl yediklerini, genellikle yaşadıkları çevrelerin ve toplumların şartlanmaları belirler. Bu şarlanmalara beslenme adetleri veya alışkanlıkları da denir. Bu alışkanlıklar çoğu zaman birbirinden o derece farklıdır ki, bir toplumda iştahla yenen birşey, bir başka toplumdan gelen kişilerin midesini kaldırabilir. Örneğin, ne Uzak Asya’daki kurutulmuşu yenen su ürünlerinin kokusu, ne de İskandinav ülkelerindeki tereyağında kızartılan salyangozlar Anadolu’da yaşayanlar için pek iştah açıcı ya da özenilecek yiyecekler değillerdir. Bunun yanısıra, yetiştiği toplum içerisinde de çoğunluğa uymayan bazı yeme alışkanlıklarımız veya yememe alışkanlıklarımız vardır. Örneğin bazılarımız, çocukluğumuzdan beri soğan ve sarımsak gibi birkaç yiyeceği hoş karşılamaz, hatta elimizden geldiğince onlardan uzak dururuz...

Hazreti Muhammed aleyhisselâmın yaşadığı devirde ve ortamda, bugün bizlerin sofralarında yeralan yiyeceklerden büyük bölümü yoktu. İşlenmiş gıdalar biryana, domates, patates gibi günümüzde yaygın tüketilen doğal ürünler dahi henüz Asya ve Avrupa kıtalarına girmemişti. Bununla birlikte, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)’ın hadislerinde, beslenme konusuna son derece büyük önem verdiğini görmekteyiz. İçeceğimiz suyun öneminden, anne sütünün, zeytin, üzüm, hurma, incir gibi sağlığa son derece faydalı meyvelerin, zeytinyağının, balın, reyhan, zencefil gibi baharatların tüketilmesinin faydalarına, bunlar yanısıra, alkol gibi uyuşturuculardan, domuz etinden ve aşırı yemekten uzak durulmasına kadar beslenme konusunda işaret ettiği gerçekler yüzyıllar boyunca inananlara yol gösterici olmuştur. Bilimsel araştırmalar sayesinde günümüzde ortaya çıkan tespitler, ondört yüzyıl önceden Rasûlullah aleyhisselâm tarafından işaret edilen gerçeklere “iman” ederek yaşamış olabilmenin kıymetini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bilincin doğası


13 Kasım 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

"İnsan hayrına olan duası gibi, şerrine de dua eder." (Kur'an 17:11)

İnsan, çevresiyle ve yaşadığı doğa ile özde bir bütündür; algıladığımız düzeyde ise herşeyle sürekli olarak karşılıklı etkileşim içerisindedir.

İster gizlensin, ister açıklansın, bir şeyin bilinçte yeralması, o şeyin Sistem indinde bilinmesidir ve bilinçte oluşan herşeyin yapısına göre Sistemde karşılığı mutlaka ortaya çıkar.

Doğayı ve oluşumları anlamanın yolu kişinin kendi bilincinin doğasını anlamaktan geçer... Dolayısıyla topluluklar, kendi bilinçlerindeki gidişata ilmin gerektirdiği şekilde yön vermedikleri sürece, doğal oluşumların getireceği zararlardan korunmaları mümkün olmaz!

"Kul azmayınca belâ nazil olmaz" sözü, evren ile bilinç, doğa ile insan arasında gözlenen bu karşılıklı ilişkinin mekanizmasına işaretle söylenmiştir.

Bir toplumdaki bireylerin yaşam biçimlerinin ve beyin faaliyetlerinin sonucu yaydıkları çeşitli dalgaboyları sistemdeki çeşitli dalgaboylarını etkileyerek olayları yönlendirir ve bu da ya çeşitli güzelliklerin ya da çeşitli felaketlerin oluşmasında etkili olur.

Video konferanslar


11 Kasım 2006 Cumartesi

Ahmed Bâki

Ahmed Hulûsi'nin 2005 yılında Hamburg'da ve Gelsenkirschen'de verdiği konferansları google videolarından izleyebilirsiniz.

Gelsenkirschen konferansı:

Sağ alttaki Google butonuna ve ardından çıkan 'Go to Google' Video seçeneğine tıklayarak daha büyük ekranda izleyebilirsiniz.

www.ahmedbaki.com

Hac için tavsiye ve dualar


09 Kasım 2006 Perşembe

Ahmed Bâki

Hac konusunda aldığımız sorulara karşılık, geçtiğimiz yıllarda yayınladığımız bir soru cevaba ve hacda okunması tavsiye edilen dualara anlamlarıyla birlikte burada kısaca yeniden yer veriyoruz.

Soru: Bana bundan bir sene önce (2004 yılı Ramazan ayı) Üstad Ahmed Hulûsi'nin bir kitabını veren arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır... O zamandan bu yana İslâm Dini üzerine birçok sorumun cevabını ve hayatım boyunca hep aramış olduğum gerçeği bulabildim. Yukarıda bir "tanrı" olduğu bana hep çocukluğumdan beri aşılanmak istendi, ama bu benim hiç işime gelmiyordu, çünkü hiç bir soruma istediğim cevabı alamıyordum. Şimdi yaşım 32 ve gelecek sene Hac döneminde Hacca gitmeye niyetliyim. (Almanya'dan) Haccı en güzel şekilde... Bana ne tavsiye edersiniz? Hac ile alâkalı vereceğiniz tavsiyeleriniz var mı? "Allah", indinden benim tarafımdan Üstad Ahmed Hulûsi'ye ve size ihsanda, ikramda bulunsun sonsuza dek. Saygı ve selamlarımla.

Cevap: Hacca gidecek arkadaşlarımızın web sitemizdeki insan ve Sırları ile İslâm'ın Temel Esasları kitaplarından "Kâbe ve Arafat'taki Sırlar" ile "Hacca Gelince" başlıklı açıklamalar yanısıra Hac konusundaki diğer açıklamaların tamamını mutlaka okumalarını öneririm.

Reenkarnasyonu reddeden "hadis"


04 Kasım 2006 Cumartesi

Ahmed Bâki

Sünnetullah kelimesiyle işaret edilen yaşadığımız sistemin kurallarını ve düzenini açıklayan Kur'an-ı Kerim'de, ölümden sonra dönülecek yerin asla tekrar bu dünya olmadığı, dönüşün sadece Hakk'a olduğu; dolayısıyla ölümötesi süreçte yaşanacak muhasebeyle her kişinin dünya yaşamında yaptıklarının karşılığını alacağı, en temel bir kural olarak açıklanmaktadır. Ankebût sûresinin 57. ayeti, ölümü tadan her nefsin, Allah'a döneceğini açıkça bildirir...

Allah sistem ve düzeninde geriye dönüş asla sözkonusu olmamasına rağmen, insanın yaptıklarının karşılığını âhırette değil, yeniden geri gelip bu dünyada alacağı türünden varsayımlar şeklinde tezahür eden reenkarnasyon fikri ve şüphesi, saf kişileri, Kur'ân âyetlerinden gaflete veya bunların inkârına götürmekten başka hiçbir işe yaramaz.

Vesvese ve şüpheler tahrik edilerek gündemde tutulmak istenen bu varsayımın eski adı tenasühtür. Reenkarnasyonu, "muhtemel" gören anlayışların, Kur'an'ı ve açıkladığı sünnetullahı doğru değerlendirebilmesi asla mümkün olmaz! Bu konudaki istisnasız her tür şüphe, iddia veya uğraş, insanları kendi hakikatlerini farketmekten uzak tutarak ölümötesi boyutta onlar üzerinde hüküm sürebilme amacı güden şeytan vasıflı "cin" denen görünmez varlıkların bir aldatmacasıdır; onların tahrik ettiği evham ve vesveselerin tezahüründen ibarettir.

 

Anasayfa

Tüm A.H. Eserleri

Site Haritası

 

Arşiv


2007 Kasım

2007 Ekim

2007 Nisan

2007 Mart

2007 Şubat

2007 Ocak

2006 Aralık

2006 Kasım

2006 Ekim

2006 Eylül

2006 Ağustos

2006 Temmuz

2006 Haziran

2006 Mayıs

2006 Nisan

2006 Mart

2006 Şubat

2006 Ocak

2005 Aralık

 

 

Diğer Sayfalar


Holografik Bakış

Aynadaki Evren

GİZ'li Gülşen

Balın Tadı

DİN'i Anlamada Reform

Hayret

Hazine

Son Misafir

Online Sohbetler 

 

Yayınlanmış Kitapları


Holografik Bakış

(2005)

Aynadaki Evren

 

(2005)

GİZ'li Gülşen

(2001, 2003, 2005)

 

Ahmed Bâki'nin kitaplarını ve yazılarını sitemizden indirebilir; orijinaline sadık kalmak kaydıyla ve kaynak belirterek dilediğiniz yoldan karşılıksız paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki eserlerin hiç biri için telif hakkı talebimiz yoktur.

 

 

 


» Üstteki lisanlardan ana sayfalara gidebilirsiniz

» Üstteki yazdır linki ile sayfanın tüm metinlerini yazdırabilirsiniz (devamlarını açmayı unutmayın)

» Metinlerin altındaki yazıcı ikonuyla o metni yazdırabilirsiniz

» Üstteki menüden tavsiye et'i seçerek veya yazıların altındaki ikona tıklayarak bu sayfayı e-mail adresini bildiğiniz kişilere önerebilirsiniz

» Kısa e-mail gönderebilirsiniz


 

 

39180 kez okundu.

karşılıksız bilgi paylaşımı @ www.ahmedbaki.com/turkce/blog