-
Beynini gereğince kulanamıyorsan,
tüm organların sana vebâldir!.
-
İlhamlar
yaşantına yön veremiyorsa, içgüdüleriyle yaşayan mahlûkattansın!.
-
Benlikteysen, sabra muhtaçsın!..
-
Yakîne erende sabır ne arar?..
-
"İlim, Çin'de bile olsa al" dediler!..
Yirmi dakikalık yol, Çin'den de mi uzak?
-
Sigarayı terkedemeyen, benliğini nasıl terkeder?
-
Terkedemediklerin kadar perdelisin!
-
Gecenin hayâlinde sultan olabilirsin;
ama hakikat güneşi doğduğunda nereye kaçacaksın?
-
Bildiğin halde yaşayamıyorsan,
benliğine tapınmaktan vazgeçmek sana çok zor geliyordur!..
-
Kolundaki, ayağındaki zincirden ölümle kurtulabilirsin,
ama beynindekinden asla!..
-
"Koza"n,
gerçeğin âlemine uçacak güce eriştiremiyorsa seni,
ancak mezarın olur!.
-
Günah, "senin" varlığından meydana gelir!..
-
Yaşadığın, sürece üzüntülerin son bulmaz,
benliğinden kurtul ki selâmete çıkasın!.
-
Sevginin kaynağı sendedir!.
-
Sahip olduğunu sandığın her şeyden
kopmanın ızdırabını tadacaksın!..
-
Sevgin yüzünden terkedebildiklerin,
sevginin ölçeğidir!.
-
Değerin, duyguların kadar değil;
idrâk ettiklerini tatbikata sokabilmen kadardır!.
-
Ömrünü koyduğun oyunda yanlış ata oynamanın pahası,
ebedî hüsrandır!.
-
Sevmeyi bilmeyen, sevildiğini anlayamaz!.
-
Yaşam,
öğrenmek ve öğrendiklerini yaşayabilmek
içindir!.
-
Senin, "Seni" bilişin,
sürekli daha geniş kapsamlı çalışmayı getirmiyorsa,
bu bilişin yetersizdir!.
-
Çalış ki, takdirdekine eresin!.
-
Kemâl, idrâka göredir!.
-
Tolerans, olgunluğun dile gelişidir!.
-
Yatarken, "kimsenin hakkı bugün de üzerime geçmedi"
diye düşünebiliyor musun?.
-
Kendinize, "kötü insan" denilmesini istemiyorsanız,
kırıcı olmaktan kaçınınız!..
-
Sırra erenin vasfıdır mükemmellik;
ki bu da vasıfsızlıktır!..
-
Renk, kaba aittir;
orijinalliğini, "renksiz olmakla" koruyabilirsin!.
-
Karşınızdakinin büyüklüğünü idrâk edemiyorsanız,
ona yaklaşınız!..
-
Büyüklükleri idrâk için bazen de uzaklaşmak zorunlu olur!..
-
Ölümsüzlüğün çaresi, ölmektir!..
-
Gönüllerde yaşamak,
gönüllere hitâb edebilecek seviyeye gelmekle mümkün olur!.
-
Geçici değil,
ebedî olan hayatı kazananlardan ve kazandıranlardan olunuz!.
-
Gönlünüzde
yer eden sözler, biliniz ki, Rabbin seslenişidir!.
-
Değerlendiriniz ki, nankörlerden olmayasınız!.
-
Nankörlerin de varacağı bir menzil vardır ki, adına
"hüsran"derler!.
-
Israrla çalınan kapı, elbet bir gün açılır!.
-
Rabbin
seslenişi, ancak, o seslenişe liyâkat kazanmışlarca değerlendirilebilir!.
-
Gönülden kızmayı terkedemediyseniz,
hâlâ Gerçekten uzaksınız!.
-
Güneş ne kadar parlarsa parlasın,
ışığından kaçanlar kıyâmete dek mevcut bulunacaktır!.
-
İhtiyacınızı, hiçbir şeye muhtaç olmayana arzediniz..
Şâyet, O, hâlinizden habersiz ise!..
-
Birşey olabilmek için değil,
bir şeyler verebilmek için çalışın!.
-
Samimiyette
eriyiniz ki, teslimiyete eresiniz!...
-
Teslim olunuz ki, seyredesiniz!..
-
Yaptıklarınızın gerçek sebebini bilemiyorsanız, bu,
"Gerçek"e olan uzaklığınızdandır!.
-
Gerçeğe erenler, giyiniktirler;
kıyafetlerine aldanmayınız, ki onları görebilesiniz!.
-
Susunuz, dinleyiniz; seslenişi "okumaya" çalışınız!.
-
Konuşmak mecbûriyetindeyseniz, bu,
idrâk ettikleriniz kadar olsun!.
-
Yapabileceğiniz şeyleri dahi yıkmayınız!..
-
Her şeye rağmen, verenlerden olmaya çalışınız!.
-
Ne
bir suç işleyiniz, ne de af dilemek mecburiyetinde kalınız!
-
Ancak
ve sadece, gerçeğe erenler "ayna" olabilirler!.
-
"Ayna"
olduğunuz gün, aksettirilmemesi îcâbeden şeyler de olduğunu
unutmayınız!.
-
Sabrı
terketmeyen, gerçeğe eremez!.
-
Gerçeğe
erenin ilk hâli, imânı terktir!.. Görülen şeye, imân edilemez!..
-
Geçmişin
münâkaşasına girmeyiniz ki, size "basit insan"
demesinler!.
-
Rabbin
seslenişi, herkese, idrâkıncadır!.
-
Suyu
bardakta görmüşseniz; buharı, bulutu, karı, buzu, denizi ondan ayrı
sanmayınız!..
-
Her
şey bir inişle-çıkış arasında değişimde... Gerçekte ise; ne
iniş var, ne de çıkış!...
-
Sayılmak
istiyorsanız, sükûtu değerlendiriniz!..
-
Kadere
yapışarak her şeyden elini çekenler, henüz "Gerçeğe"
erişmemiş olanlardır!.
-
Acı
ilâçların sıhhate vesile olduğunu unutmayınız!.
-
Öğrendikleriniz,
tatbik edildikleri sürece size yararlı olur. Aksi halde siz,
"bilgi hammalı" olarak bu dünyadan geçer gidersiniz!..
-
Dostlar
meclisinde kendinizi hizmetkâr yapmadıkça, onlara ihanettesiniz!.
-
Unutmayınız
ki, unutulmayasınız!...
-
Veriniz
ki, verilsin!.. Unutmayın, boşluk yoktur. Her çıkanın yeri dolar.
Çıkaranın gayesine göre!..
-
Karşılıksız
olarak verdiklerinizi düşünün... Ne kadar?..
-
Sabredenlerdenseniz,
"sizde sabreden"i hatırdan çıkartmayınız. Aksi halde sabrınız
şirk olur!.
-
Değeriniz,
değerlendirebildikleriniz oranındadır!.
-
Hâlâ
samimiyetle yönelemiyorsanız, noksanınızı araştırınız!.
-
Zevkler
tartışılmaz, gruplandırılır!.
-
Her
şeyin sahibi vardır; öyle ise sizin olmayanlar hakkında sahiplik dâvâsına
kalkışmayınız!.
-
Hâin,
emânete sahip çıkandır!..
-
Hikmeti
nerede bulunsanız alınız; zîra, "özbenliğinizin" vasfıdır!..
-
Hikmet,
ehli için pırlanta; gayrı için taştır!.
-
Mârifet,
pırlantayla - taşı ayırt etmek değil;
pırlantaları değerlendirebilmektir!
-
Gıpta
etmeyiniz, çalışınız!.
-
Herkes,
imkânları nisbetinde mesûldür!.
-
"Vermedi"
değil; "alamadım" deyiniz!.
-
Zorlamayınız
ki, zorlanmayasınız!..
-
Öldürmeyiniz
ki, hayat bulasınız!.
-
Hayvan
ile insan arasındaki fark, birincisinin hayatının bittiği yerde
ikincisinin hayatını başlamasıdır!.
-
Zamanı
ve yeri geldiğinde, vasıtayı
terketmeyi biliniz!.
-
Hüsrâna
uğrayanlar, geldikleri yeri
unutanlardır!.
-
Ortamlarını
hiçe sayanlar, er-geç tökezlenirler!.
-
"HEP"
olmak istiyorsanız, "HİÇ" olunuz!..
-
Gerçeğe
eren, gördüğünü tanır!.
-
Yüceliğin
ziyneti, tevâzu; ermişliğinki ise, yadırganmayıştır!.
-
"Hikmet",
yaradılışın sırrına erenin ağzından dökülen sözlerdir.!.
-
"Hikmet",
velinin sükûtunda; Ârifi Billah'ın seslenişindedir!
-
Samimiyete
ihânet eden, felâh bulmaz!.
-
Huzur,
sevgi ve nefretin ötesindeki âlemin adıdır!.
-
Sükût,
sırrı işitmekte olanın hâlidir!.
-
Hayret,
sırrı görenin hâlidir!.
-
Seyir,
sırra erenin hâlidir; ki o, artık, dâimidir!.
-
Gayesi
zevk olan, şirktedir!. İlâcı, emre yönelmektir!..
-
Tasavvufun
basamaklarına basmamış olanlar, o basamakların görüşlerinden
ebediyyen mahrûm kalırlar!.
-
Güneş,
geleceği saati bildiğin için gelmez!..
-
Gecelerini
, "ey gündüz hemen gel" demekle isrâf etme!
-
Verilene
ihânet, vereni görmemek veya görmezlikten gelmekte olur!