arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

GİZ'li Gülşen
Ahmed Bâki

yazıyı büyüt: 12pt | 14pt | 10pt

  metni yazdır

Dostunu Tanı

~ 46 ~

D

OST var, ÖZ’den; ALLAH” için yaratılmış olana “ÖZÜNÜ” bildiren, bulduran…

DOST var, “insan’ın” gerçek evreninin bilinç ve bilgi boyutu olduğunu bildiren…

DOST var, kutsallıkların koza dışında hiçbir değeri olmadığını, nice “toplumsal kurabiye tanrının” yendikten sonra hiçbir değeri kalmadığını anlatan... Ve kozadan çıkamadan tükenecek bir ömrün, en büyük, telâfisiz kayıp olduğunu anlatan...

Dostluklar var, DÜNYA’dan; tanrısallık” için varolana “kurabiyeler” sunan…

Dostlar var, toplumdan yarar sağlamak için, çıkarları doğrultusunda her yaklaştığını kutsallıklara şartlandırmadan başka bir şey olmayan…

Dostlar var, “dost” dediklerini egoist çıkarları için “kurabiye idol” haline getiren, ve kendileri de o yolda tükenen…

Ego ve şartlanmalardır, tanrılaştıran ve tanrılaştırılan kurabiyeler gibi! Sanatçısından, dinadamına, ağasından, diktatörüne kadar çeşitli payelerle her yüceltilen, “toplumsal kurabiye tanrılardır” zamanı gelince yenmek üzere beşeriyet mutfağında pişirilen… Kendi için yaşamını değerlendirmekten, ÖZÜNDEKİ hakikati bilip, bulmaktan uzak, yoksun, çekip giden; vakti geldiğinde kabilesinin arasından!

Hayranlık ve ibretle okuyorum! Kaç yüzyıl geçmiş aradan, Hazreti Ömer’inkurabiyeden tanrılar (idoller) yapıp, yol boyunca tapınıp, sonra da acıkınca onları afiyetle yeme özelliğine” işaret etmesinden insanoğlu denen kabile yaratığının!

Nice “kurabiye idoller” var hâlâ bugün de, ÖZÜNDEN habersiz; toplumun ağız tadına göre tatlandırılarak yapılan ve eninde-sonunda afiyetle yenen, dönüşü olmayan yolculuğa gönderildiğinde…

Toplumsal çıkarlar için şartlandırılıp, ego kafesine tutsak, bilgisiz, güçsüz, aciz, yoksun bir şekilde, çok büyük ihtimalle ebedi ateşe gönderilenler ve ardından, hâlâ dünyasında taklitçiliklerini sürdürerek onlarla eğlenen kabile “dostları”; böyle dostlara(!) böyle canlar,kurban”!!!

Yoksa, kurbanlar cennete mi gitti dersiniz; Özündeki hakikatin, Varedeninin özelliklerini ve güçlerini farketmiş, bilmiş, hissetmiş, yaşamış ve gereğini ortaya koymuş olarak???

Belki de bir tanrı vardır merhamet eden, yukardan izleyip, kurabiyelerin ardından konuşulanlara göre tatlı zevkler bahşedecek; ne dersiniz!!!

Kâh iç yüzünü bilmediğine sevinen, kâh iç yüzünü bilmediğine üzülen, ama etrafında gördüğünü velveleyle taklitçilikten başka bir yeteneği olmayan ilkel kabile yaşamından çıkıp, “insan” olma yoluna adım atmanın tek çaresi var:

ALLAH RASÛLÜ’nün ilmine tâbi olmak ve SESLENİŞE kulak vermek!…

DOST!…

“ALLAH” için varolana!…

06.07.2000

önceki | konular | sonraki

arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

1994-2007 ® Ahmed Baki'nin Tasavvuf ve Bilim Web Sitesi
© Yayınlarımızın telif hakkı yoktur. Allah ilmine karşılık alınmaz.