|
|
||
|
||
|
Sunu
“Evren” ve “insan” ın anlaşılmasında, görünen veya varsayılandan çok daha farklı bir gerçeklik olgusunun farkına varılmış olması, bilimsel gelişmelere tarihinin en muhteşem ufkunu açmıştır. Henüz geniş kitleler tarafından bilinmese dahi, bilimin çağımızda ortaya koyduğu bu yeni model, düşünen insanı yepyeni anlayışların eşiğine getirmiştir ve insanlık boyutunda önemli gelişmelere öncülük edecektir.Modern bilimin bulguları, şimdiye kadar bakışını genelde birbirinden ayrı ve bağımsız varlıklar kabulüne göre geliştirmiş olan insan bilincini, artık bu alışkanlığını terkederek “birlik” ve “bütünlük” anlayışına doğru bir sıçrama yapmaya yöneltmektedir. Bu gelişmelerin en heyecan verici yanı ise, özellikle Fizik, Nörofizyoloji, Genetik gibi evreni ve insanı inceleyen bilim dallarının açtığı yeni ufuklarda Tasavvuf öze erenlerinin izlerinin farkedilmeye başlanmasıdır... Klasik Fizikte uzun yıllar maddenin yapı taşının “atomlar” olduğu öğretilegelmişken, bugün artık Modern Bilim de, tıpkı yüzyıllardır Tasavvuf’un vurguladığı şekilde açıklamaktadır ki, maddenin esas yapı taşı “bilinçtir”. Atomaltı düzeydeki titreşim ve zerreciklerden itibaren herşeyi meydana getiren, evrensel bilinçtir ve bilinci işin içine katmadan evrenden bahsedemeyiz. Dolayısıyla, insan ve evren aynı bütünün tezahürleridir ve özde birdir. Bu temel gerçeklik yanısıra, gördüğümüz tüm bu varlığın holografik düzenlenmiş bir yapı olduğuna ve insan beyninin holografik esaslara göre çalıştığına dair bulgular, birçok bilinmezin açıklamasının kolay hale gelmesini sağlamıştır. Bu sayede, geçmişte mecazlar ve benzetmelerle farkettirilmeye çalışılan sırlar, hakikatler yansıra Allah’ ın tekliği, kadere iman, ölümötesi yaşam gibi dinin temel gerçeklerinin açıklanması ve çeşitli bağlantıların kurulması da kolaylaşmıştır.Holografik olarak düzenlenmiş bir evreni, holografik esaslara uygun şekilde çalışan beyinlerimizle algıladığımıza göre, o halde, doğru değerlendirmelere ulaşabilmek için yapmamız gereken şeyin de, yaşama bakışımızı, yani düşünce ve değerlendirme sistemimizi de bu holografik esasa uygun şekilde yeniden yapılandırmamız olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Holografik bakışa erişebilmek, Rasûlullah aleyhisselâm tarafından bize bildirilmiş olan, başta “ALLAH”a ve “KADER”e olmak üzere iman edilmesi gereken konuların hikmetine erebilme yolunda önemli bir anahtardır. Bununla birlikte, ALLAH’a ve KADER’e imanlı bakış ile yaşamı değerlendirebilmek, insanı, holistik bakış yoluyla evrenin gerçeğini anlamaya erdiren en büyük hazinedir. Aslında biraz derin düşünürsek, “Allah’ ın her an her yerde mevcudiyetini, kudreti ve ilmiyle herşeyi kapsadığını, her birimin sadece O’nun takdirini yaşamakta olduğunu, hiçbir yerde O’nun dilediğinden başka birşeyin yerine gelmediğini, her işte bir hayır olduğunu” ve bunlar gibi olguları kabul ederken, hep otomatikman holografik gerçekliği müşahedeye yönelmekte olduğumuzu; öte yandan, holografik bütünlüğün sonuçlarını kavradıkça da, Din’de önerilen sevgi, paylaşma, dostluk, cömertlik, şükür, hizmet, huzur ve barış gibi birlik bütünlüğe yönelten erdemlerin anlam ve değerini kavrama imkânına ulaşmakta olduğumuzu görebiliriz.Evrenin holografik esasa göre varolduğu gerçeği, aynı zamanda, evrende çeşitli isimlerle işaret edilen tüm kuvvelerin insanın varlığında boyutlar olarak yeraldığı şeklindeki Tasavvuf öğretisinin farklı bir şekilde dile gelişidir. Görüldüğü üzere, modern bilimin bu alanlardaki tespitlerini iyi değerlendirebilirsek, geçmişte benzetme ve mecazlar yoluyla açıklanmaya çalışılmış olan gerçekleri çok farklı yönleriyle anlayabilmemiz ve kavramamız mümkün olacaktır. Bu kitabımız, çoğunluğu 1990’lı yıllarda birkaç dergide yayınlanan ve tüm eserlerimizi dünyanın her yerinden okuyucularımızla karşılıksız paylaştığımız “Tasavvuf & Bilim” başlıklı web sitemizde (www.ahmedbaki.com) yer alan, yukarıdaki açıklamalara temel teşkil eden düşüncelerimizi kaleme aldığımız yazılardan oluşmaktadır. Bu yazılarda, Tasavvuf öze erenlerinin Hazreti Rasûlullah aleyhisselâmın öğretisi ışığında yüzyıllardır açıklamakta olduğu, evrenin ve içindeki herşeyin “Allah ilminden”, yani “evrensel şuurdan” meydana gelmiş olduğunu ve bu şuurun, varlığın özünde, her zerrede mevcut olduğunu, çağdaş bilimlerin ortaya koyduğu tespitler beraberinde farklı bir gözle değerlendirme imkânı bulacaksınız. Kendimizde de mevcut olan bu evrensel şuur boyutunun ve onun özelliklerinin ne kadar bilincindeyiz? Takibeden sayfalarda bu sorunun cevabını hep birlikte arayalım!.. Haziran 2005 |
||