(1)
Ve, O dedi:
Bu sözlerin yorumunu bulan ölümü tatmayacak.
(2)
İsa dedi:
Arayan, (aradığını ) bulana kadar aramayı
bırakmasın!
Bulunca şaşıracak. Ve, şaşkınlıkta kalarak hayran
olacak. Ve her şey üstünde, hüküm sürecek.
(3)
İsa dedi:
Eğer size yol gösterenler;
İşte, Melekût göktedir, derlerse o zaman, göğün kuşları
önünüzde gidecek. yok eğer, Melekût denizdedir, derlerse o zaman, balıklar
önünüzde gidecektir.
Fakat Melekût hem içinizdedir ve hem dışınızdadır.
Kendi kendinizi bilince, o zaman bilineceksiniz!. Ve siz, Diri
Baba’nın oğulları olduğunuzu bileceksiniz.
Lakin kendinizi bilmezseniz, o zaman fakirliktesiniz
(yoksulluktasınız) ve bu yoksulluk, sizsiniz!.
(4)
İsa dedi:
Yaşlı adam, hayatı sırasında yedi günlük bir sabi‘ye
hayatın yeri hakkında (soru) sormakta gecikmeyecek, Ve o (adam) yaşayacak!. Çünkü,
birincilerin çoğu sonuncu olacak ve BİR olacaktır.
(5)
İsa dedi:
Yüzün önünde olanı bil!.
Sana gizli olanın üstü açılacaktır. Zira ortaya çıkmayacak
saklı hiç bir şey yoktur.
(6)
Şakirtleri sordular O’na:
Oruç tutmamızı ister misin?
Nasıl dua edelim?
Sadakayı nasıl verelim?
Ve yiyecekte neyi gözetelim?.. dediler.
İsa dedi:
Yalan söylemeyin!.. İstemeyeceğinizi (reddedeceğinizi)
yapmayın!. Zira her şey göğün karşısında açıktır. Doğrusu ortaya çıkmayacak
gizli, ve örtüsü açılmadan kalacak, keşfedilmeyecek hiç bir şey yoktur.
(7)
İsa dedi:
İnsanın yiyeceği o aslana ne mutlu! ve aslan insan olacaktır;
Ve aslanın yiyeceği insan kirlidir, ve aslan insan olacaktır.
(8)
Ve O, dedi:
İnsan tedbirli bir balıkçıya benzer. Ağını denize atar ve
onu küçük balıklarla dolu denizden çeker.
Onlar arasında, tedbirli balıkçı iri ve iyi bir balık buldu.
Küçük balıkların hepsini denize attı, zahmetsiz iri balığı seçti.
İşitmek için kulakları olan işitsin.
(9)
İsa dedi:
İşte ekinci çıktı (tohum ekmeye).
(Taneleri) avucuna doldurdu ve serpti. Gerçekte, birkaç tanesi
yola düştü. Kuşlar gelip onları gagaladılar.
Bazıları kayalık yere düştüler, ve ne kök saldılar
toprağa ne de göğe doğru başak sürdüler.
Ve (daha) başkaları tohumu boğan (dikenli) çalılara
düştüler, ve kurt onları yedi.
Ve öbürleri de, doğru iyi meyve veren iyi toprağa düştüler;
mahsulü altmış nispetinde ve yüzyirmi nispetinde oldu.
(10)
İsa dedi :
Dünyaya bir ateş attım, ve işte onu sarıncaya kadar
koruyacağım.
(11)
İsa dedi:
Bu gök geçecek, ve onun üstünde olan da geçecek!.
Ve, ölü olanlar yaşamazlar. Diriler de ölmeyecekler.
Ölü olanı yediğiniz günler diriden yiyordunuz.
Nur içinde olduğunuz zaman ne yaparsınız?
Siz bir iken ikiyi yaptınız (hasıl ettiniz). Ama, iki olarak ne
yapacaksınız?
(12)
Şakirtleri, İsa’ya dediler:
Biliyoruz ki, sen bizi terkedeceksin. Üzerimizde büyük kim
olacak?
İsa onlara dedi:
Bulunduğunuz noktadan adil Yakub’a doğru gideceksiniz:
Göğün ve yerin olan, ona intikal eder.
(13)
İsa, şakirtlerine dedi:
Mukayese edin beni!. Söyleyin kime benziyorum?
Simun-Petrus, O’na dedi:
Sen adil meleğe benziyorsun.
Matta, O’na dedi:
Bilge bir filozofa benziyorsun .
Thomas, O’na dedi:
Muallim, ağzım asla kabul etmeyecek kime benzediğini
söylemeyi.
İsa dedi:
Senin muallimin değilim, zira kendi ölçtüğün kaynayan
kaynaktan içtin sen, kendi kendini sarhoş ettin, dedi.
Ve İsa onu tuttu kendine çekti ve ona üç kelime dedi:
İmdi Thomas arkadaşlarına döndüğünde arkadaşları ona
sordular:
İsa sana ne dedi?
Thomas onlara:
Eğer bana dediklerinden birini size söylersem (yerden) taşları
alır, bana atardınız. Ve o zaman, taşlardan bir ateş çıkar ve sizleri yakardı.
(14)
İsa onlara dedi:
Eğer oruç tutarsanız, kendiniz için bir hata’ya sebep
olacaksınız, ve eğer dua ederseniz, mahkum olacaksınız.
Ve, eğer sadaka verirseniz, ruhlarınıza vereceksiniz. Ve eğer
herhangi bir memlekete giderseniz ve etrafı dolaşırsanız ve eğer sizi kabul
ederlerse, önünüze konulanları yiyiniz, aralarında hasta olanları iyi ediniz. Zira
ağzınıza girecek olan sizi kirletmeyecek!. Ama ağzınızdan çıkacak olan, (işte)
sizi kirletecek olan, odur!.
(15)
İsa dedi:
Kadından doğmamış Olan’ı gördüğünüz zaman yüz üstü
yere kapanın (secde edin), ve O’na tapın (perestiş edin).
Baba’nız O’dur.
(16)
İsa dedi:
Belki insanlar sanıyorlar ki ben yeryüzüne selamet getirmeye
geldim. ve onlar bilmiyorlar ki yeryüzüne ayrılık getirmeye geldim,
Ateş, kılıç, savaş.
Zira bir evde beş (kişi) olacak, üçü ikiye, ve ikisi üçe
karşı, baba oğula, ve oğul babaya karşı olacak,
Ve onlar ayakta, münzevi olacaklar.
(17)
İsa dedi:
Size gözün görmediği, kulağın işitmediği, elin
dokunmadığı, ve insanın yüreğine girmeyeni vereceğim.
(18)
Şakirtleri İsa’ya dediler:
Sonumuz nasıl olacak?. Söyle bize!..
İsa dedi:
Sonu aradığınıza göre başlangıcın perdesini mi açtınız?
Çünkü başlangıç nerede ise, son orada olacak.
Mesut o kimsedir ki başlangıçta duracak ve sonu bilecek ve
ölümü tatmayacak.
(19)
İsa dedi :
Mesut o kimsedir ki var idi, mevcut olmadan önce.
Benim şakirtlerim olursanız ve sözlerimi
işittirirseniz bu
taşlar size hizmet edecektir.
Cennette gerçekten beş ağaca sahipsiniz!. Ne yazın, ne
kışın sallanmayan ve yaprakları dökülmeyen.
Onları tanıyan kimse ölümü tatmayacaktır.
(20)
Şakirtleri İsa’ya dediler:
Göklerin Melekûtu kime benzer, söyle bize!.
Onlara dedi:
Bir hardal tanesine benzer O!. bütün tohumların en küçüğü.
ama o işlenmiş toprağa düşünce, göklerin kuşları için bir sığınak olan
büyük bir sürgün verir.
(21)
Meryem İsa’ya dedi:
Şakirtlerin kime benziyorlar?
İsa dedi:
Kendilerinin olmayan bir tarlaya oturmuş küçük çocuklara
benzerler. Tarlanın sahipleri gelince “tarlamızı bize bırakın!” derler. Onlarsa,
onların önünde tarlayı boşaltmak ve tarlayı geri vermek için, soyunurlar. Bu
yüzden derim ki:
Eğer ev sahibi bilirse hırsızın geleceğini, o gelmeden önce
gözetir onu bırakmamak için kendi Melekûtu’nun evinde delik açıp da öte-beriyi
götürmesin diye.
Ama size gelince; Dünya karşısında uyanık olun!. Size doğru
gelmek için haydutlar bir yol bulmasınlar diye büyük bir güçle beliniz üzerinde
doğrulun.
Zira gözettiğiniz kazancı, onlar bulacaklar. Kendi özekinizde
(tâ içinizde) uyanık bir insan bulunsun! Meyve olgunlaşınca, elinde orağı ile
çıkageldi, ve hasadı topladı.
İşitmek için kulağı olan, işitsin!
(22)
İsa dedi:
Meme emen çocukları (bebekleri) gördü ve şakirtlerine şöyle
dedi:
Melekût’a giden kimselere benzer süt emen çocuklar!.
O’na dediler:
O hâlde çocuk iken mi Melekût’a gideceğiz?
İsa onlara:
İkiyi Bir, içinizi dışınız, dışınızı içiniz,
yukarıdakini aşağıdaki gibi yapınca!. Erkeği ve dişiyi bir tek kılmak için erkek,
erkekleşmesin ve dişi, dişileşmesin diye; Bir gözün yerine gözler, bir elin yerine
tek el, bir ayağın yerine tek ayak, bir suretin yerine tek suret yapınca, (işte) o
zaman Melekût’a gideceksiniz.
(23)
İsa dedi:
Bin arasında birinizi on bin arasında ikinizi seçeceğim ve
onlar ayakta, Bir olacaklar.
(24)
Şakirtleri:
Bulunduğun yeri öğret bize, zira o yeri aramak bize gereklidir,
dediler.
İsa onlara:
Kulakları olan işitsin! Dedi.
Aydınlık var ışıktan bir varlığın içinde ve bütün
dünyayı aydınlatır. Eğer aydınlatmıyorsa o karanlıktır (zulmettir).
(25)
İsa dedi:
Kardeşini ruhun gibi sev, gözünün bebeği gibi ona dikkat et.
(26)
İsa dedi:
Kardeşinin gözündeki saman çöpünü görürsün de, kendi
gözündeki merteği görmezsin. Kendi gözündeki merteği çıkarınca, kardeşinin
gözündeki saman çöpünü atmak için daha iyi görürsün.
(27)
İsa dedi:
Dünyada oruç tutmazsanız, Melekût’u
bulamayacaksınız!.
Eğer Sebt gününde sebt yapmazsanız, Baba’yı göremeyeceksiniz.
(28)
İsa dedi:
Dünyanın ortasında durdum ve onlara bedende göründüm.
Hepsini sarhoş buldum. Aralarında susamış olan kimse bulamadım ve ruhum
insanoğulları için ıstırap duydu. Çünkü onlar yüklerinde kördüler ve
görmüyorlar dünyaya boş geldiler ve oradan boş olarak gitmeye çalışıyorlar.
Ama işte, şimdi onlar sarhoşturlar. Şaraplarını reddedince
(bırakınca) o zaman zihniyetleri (şuurları) değişecek.
(29)
İsa dedi:
Eğer beden ruhtan dolayı olmuşsa bu bir harikadır; Ama şayet
ruh bedenden dolayı olmuşsa bu bir harikanın harikasıdır. Fakat ben, şunda
hayranım: Bu kadar büyük zenginlik bu fakirliğe nasıl konmuştur!.
(30)
İsa dedi:
Nerede üç ilâh var ilahlar onlardır; Nerede ki, bir ya da iki
ilâh var, ben onunlayım.
(31)
İsa dedi:
Hiç bir peygamber kendi köyünde (yöresinde) kabûl
edilmemiştir.
Hekim kendisini tanıyanları iyileştirmez.
(32)
İsa dedi:
Yüksek bir dağda kurulan ve kuvvetli olan bir şehir ne
düşürülebilir, (ele geçirilebilir) ne de, gizlenebilir.
(33)
İsa dedi:
Bir, ya da öteki kulağınla işittiğini damlarınızda bağır
(ilan et).
Çünkü kimse bir ışık yakıp da onu ne kile altına ne de
gizli bir yere komaz. Fakat onu şamdana kor. Tâ ki, gidip-gelenler ışığını
görsünler.
(34)
İsa dedi:
Bir kör bir körü yederse (götürürse) ikisi de çukurun
dibine düşerler.
(35)
İsa dedi:
Biri, kuvvetlinin evine girsin ve o evi kuvvetle (zorla) ele
geçirsin, mümkün değildir!. Yeter ki O, kuvvetlinin ellerini bağlaya!. O zaman (da)
evini darmadağın eder.
(36)
İsa dedi:
Ne giyeceksiniz diye sabahtan akşama akşamdan sabaha
kaygılanmayınız.
(37)
Şakirtleri dediler:
Hangi gün bize görüneceksin ve hangi gün seni göreceğiz?
İsa dedi:
Utancınızdan vazgeçtiğiniz ve elbisenizi küçük çocuklar
gibi ayaklarınızın altına alıp çiğnediğiniz zaman;
Diri Olan’ın Oğlu’nu göreceksiniz. ve korkmayacaksınız.
(38)
İsa dedi:
Size dediğim bu sözleri birçok kereler duymayı
arzuladığınız ve onları duyacağınız bir başkası da yoktu.
Beni arayıp bulamayacağınız günler olacaktır.
(39)
İsa dedi:
Ferisîler ve yazıcılar bilginin anahtarlarını aldılar ve
onları sakladılar. Kendileri girmediler, girmek isteyenleri de (içeri) bırakmadılar.
Ama Siz, yılanlar gibi tedbirli ve güvercinler gibi saf olunuz.
(40)
İsa dedi:
Bir asma çubuğu Baba’nın dışına dikildi ve, kuvvetli
olmadığı için, kökünden sökülecek ve telef olacak.
(41)
İsa dedi:
Elinde olana verilecek; Ve (elinde) olmayandan (elinde) az da
olsa, elindeki alınacaktır.
(42)
İsa dedi:
İşlek yol olun! [Gelip geçenlerden olun!]
(43)
Şakirtleri, O’na dedi:
Bize böyle şeylerden söz açan Sen kimsin?
“Size dediğim şeylerden kim olduğumu bilemediniz mi? Ama siz
Yahudiler gibisiniz. Onlar ağacı severler, (ama) meyvesinden nefret ederler ve meyveyi
severler, (ama) ağaçtan nefret ederler.”
(44)
İsa dedi:
Baba’ya (karşı) küfreden affolunacak ve Oğul’a karşı
küfreden de affolunacak. Ama saf Ruh’a karşı küfreden, ne bu dünyada ne de gökte,
affolunmayacaktır.
(45)
İsa dedi
Dikenli çalılarda üzüm yetişmez ve deve dikenlerinden (de)
incir devşirilmez, zira onlar meyve vermezler.
İyi adam, kendi iyi hazinesinden iyi şeyler çıkarır. Kötü
insane, yüreğindeki kötü hazinesinden kötü şeyler çıkarır ve kötü şeyler
söyler: Çünkü yüreğin taşmasından (bolluğundan) kötü şeyler hâsıl eder.
(46)
İsa dedi:
Âdem’den Vaftizci Yahya’ya kadar, kadınlardan doğanlar
arasında kimse Vaftizci Yahya’yı aşamadı. Çünkü, O’nun gözleri kör
olmamıştı. Fakat size: Aranızda küçük olacak olan, Melekût’u tanıyacak ve
Yahya’yı aşacak derim.
(47)
İsa dedi :
Mümkün değildir ki, bir adam iki ata binsin, iki yay gersin!.
Ve mümkün değildir ki, bir hizmetkâr iki efendiye hizmet etsin!. Birine saygı
gösterince diğerini tahkir edecektir.
Hiç bir insan eski şaraptan içmez ve hemen yeni şaraptan
içmeyi arzu etmez. Ve yeni şaraptan da patlamasın diye eski tuluma boşaltılmaz;
bozulmaktan korkarak yeni bir tuluma (da) eski şaraptan boşaltılmaz.
Yeni bir elbiseye eski yama dikilmez (vurulmaz) zira yama
yırtılacaktır.
(48)
İsa dedi:
Aynı evde iki (kişi) birbiriyle barışık olursa dağa:
Uzaklaş derler, ve dağ uzaklaşır.
(49)
İsa dedi:
Münzeviler ve seçkinler, mutlusunuz!. Çünkü, Melekût’u
bulacaksınız;
O’ndan geldiniz, oraya döneceksiniz.
(50)
İsa dedi:
İnsanlar, neredesiniz derlerse size, onlara:
Işıktan gelmekteyiz, ışığın kendiliğinden doğduğu
yerden!. deyiniz.
Işık dikildi ayağa (doğruldu) ve kendi suretinde tezahür
etti. Eğer size kimsiniz? derlerse, onlara:
Biz oğullarıyız ve Diri Baba’nın seçkinleriyiz!. deyiniz.
Size eğer: Baba’nızın sizde olan işareti nedir?. derlerse,
onlara;
Bu (hem) bir hareket ve (hem) bir durgunluktur (sükûnettir)
deyiniz.
(51)
Şakirtleri O’na:
Hangi gün ölü olanlara sükûn gelecek? Ve hangi gün yeni
dünya gelecek? dediler.
İsa onlara:
O beklediğiniz geldi, ama siz , bunu anlamıyorsunuz, dedi.
(52)
Şakirtleri O’na:
Yirmidört kâhin (peygamber) İsrail’de konuştu, ve hepsi
senin vasıtanla konuştu , dediler.
İsa da onlara:
Önünüzde diri olanı bıraktınız ve ölülerden söz ettiniz,
dedi.
(53)
Şakirtleri O’na dediler:
Sünnet faydalımı değil mi?
Onlara:
Eğer faydalı olsaydı, dedi.
Baba’ları onları analarından sünnetli doğurturdu. Fakat
ruhtaki hakiki sünnet çok faydalı bulundu.
(54)
İsa dedi:
Mutlu olun fakirler, çünkü göklerin Melekût’u sizindir.
(55)
İsa dedi:
Anası ile babasını reddetmeyen benim şakirdim olamaz, ve erkek
ile kız kardeşlerini reddetmeyen ve benim taşıdığım gibi haçını taşımayan bana
lâyık olmayacaktır.
(56)
İsa dedi:
Dünyayı tanıyan kişi bir ceset buldu; ve cesedi bulan kişiye
dünya ona lâyık değildir.
(57)
İsa dedi:
Baba’nın Melekût’u iyi bir tohumu olan insana benzer.
Düşmanı gece geldi.
İyi tohum arasına delice ekti. Biz deliceyi sökeceğiz deyip
gitmeyesiniz, ve onunla (birlikte) buğdayı sökmeyesiniz diye adam deliceyi adamlarına
söktürmedi.
Gerçekten, hasat vaktinde delice görünecek sökülecek ve
yakılacaktır.
(58)
İsa dedi:
Ne mutlu imtihanı bilen adama ! O hayatı buldu.
(59)
İsa dedi:
Diri olana bakınız yaşadıkça ölmeyesiniz, diye. O’nu
görmeye çalışmayınız; göremezsiniz.
(60)
Bir kuzu götüren ve Yahuda’ya giren bir Samiriye’li
gördüler.
İsa şakirtlerine:
Kuzuyu ne yapacak? dedi.
Şakirtleri O’na:
Onu öldürmek ve yemek için , dediler.
İsa onlara:
Kuzu yaşadıkça adam kuzuyu yemeyecek meğer ki onu öldüre, ve
kuzu bir ceset ola, dedi.
Onlar:
Başka türlü yapamazlar dediler.
O da, onlara dedi:
Ceset olmayasınız, ve yenmeyesiniz diye, sükûnet içinde siz
de yer arayın kendinize!.
(61)
İsa dedi:
Bir yatakta yatan iki kişiden biri ölecek, öteki
yaşayacak.
Sakome: “Sen kimsin adam?” dedi. BİR’den geldin diye mi
yatağıma çıktın, ve soframda yedin?
İsa ona:
Ben eşit olandan gelenim. Bana Baba’mdan gelen verildi, dedi.
Senin şakirdin benim.
Bu sebepten; şakirt boş olunca ışıkla dolacak, diyorum. Ama
bölünürse zulmetle dolacak.
(62)
İsa dedi:
Sırlarıma lâyık olanlara sırlarımı söylüyorum.
Sağ elinin (ne) yaptığını, sol elin bilmesin!.
(63)
İsa dedi:
Büyük bir servete (çok mala) sahip zengin bir adam vardı. Adam
kendi kendine. Hiçbir şeyden yoksun olmayayım diye ekini ekmek, biçmek, dikmek ve
tahıl ambarını tahılla doldurmak için servetimi (mallarımı) kullanayım dedi.
Yüreğindeki düşüncesi böyleydi;
Ve o gece adam öldü.
Kulağı olan işitsin!
(64)
İsa dedi.:
Bir adamın konukları vardı ve yemek hazırladıktan sonra
hizmetçisini konukları davet etmek için gönderdi.
Hizmetçi ilkine gitti ve ona:
Efendim seni davet ediyor dedi. Konuk ona:
Tüccarlara verilecek param var; bu akşam evime geliyorlar ,
onlara emirlerimi vereceğim .Yemek için beni bağışlayın dedi.
Hizmetçi bir diğerine gitti ve ona, Efendim seni davet ediyor
dedi.
Konuk ona:
Bir ev satın aldım ve benden bir gün isteniyor . Müsait
değilim dedi.
Hizmetçi bir başkasına gitti ve ona : Efendim seni davet ediyor
dedi.
Konuk ona:
Dostum evlenecek ve yemeğini veren benim!..
Gelemeyeceğim. Yemek
için beni bağışlayın!. dedi.
Hizmetçi bir başkasına gitti ve ona:
Efendim seni davet ediyor, dedi.
Konuk ona:
Bir çiftlik satın aldım. Borçları (vergileri)
toplayacağım, gelemeyeceğim. Özür dilerim dedi. Hizmetçi geri döndü. Efendisine:
Yemeğe davet ettiklerin özür dilediler dedi. Efendi
hizmetçisine:
Yolların kenarına git, bulacağın kimseleri yemeğe davet et
dedi.
Alıcılar ve satıcılar Baba’nın yerlerine girmeyecekler.
(65)
O dedi:
Zengin bir adamın bağı vardı. Bağı çiftçilere verdi
işletmek ve ellerinin ürününü (semeresini) almak için.
Çiftçiler bağın ürününü versinler diye hizmetçisini
gönderdi.
Onlar hizmetçiyi yakaladılar ve dövdüler. Az kaldı onu
öldüreceklerdi.
Hizmetçi kaçıp gitti. Efendisine olanları anlattı. Efendisi:
Belki onu tanımadılar dedi. Başka bir hizmetçi daha yolladı.
Çiftçiler onu da dövdüler. O zaman efendi, oğlunu yolladı; Belki oğluma saygı
ederler, dedi.
Onun bağcının mirasçısı olduğunu çiftçiler
bildiklerinden, oğlunu yakaladılar ve öldürdüler.
Kulakları olan işitsin. !
(66)
İsa dedi:
İnşaatçıların kaldırıp attığı taşı bana gösterin:
O, köşe taşıdır.
(67)
İsa dedi:
Bütünü bilen kimse kendisinden mahrum ise, Bütün’den de
mahrumdur. [Alemi tanıyıp da kendi nefsinden cahil olan her kimse, her
makamdan mahrum olur.]
(68)
İsa dedi:
Ne mutlu size,
Size kinlendikleri ve eza eyledikleri zaman size zulmedilen hiç
bir yer bulunmayacak.
(69)
İsa dedi:
Ne mutlu, yüreklerinde eza edilmiş olanlara!. Onlar, Baba’yı
hakikaten tanımış olanlardır.
Ne mutlu aç olanlara çünkü isteyenin karnı doyurulacaktır.
(70)
İsa dedi:
Kendinizde onu meydana getirince sahip olduğunuz bu şey sizi
kurtaracaktır; Eğer kendinizde bu yok ise, sizde olmayan o şey sizi öldürecektir.
(71)
İsa dedi:
Bu evi alt üst edeceğim, ve kimse onu yeniden
kuramayacak..
(72)
Bir adam İsa’ya:
Kardeşlerime söyle Baba’mın mallarını benimle
paylaşsınlar dedi.
İsa ona:
Ey adam, kim beni kassam (bölüştüren) yaptı, dedi.
Şakirtlerine döndü, onlara:
Ben kassam mıyım? dedi.
(73)
İsa dedi
Gerçi hasat bereketli, ama işçiler nadir. İmdi Rabb’e niyâz
ediniz hasada işçiler yollasın.
(74)
O dedi:
Muallim, kuyunun etrafında olan çok, ama kuyuda kimse yok!.
(75)
İsa dedi:
Kapının yanında dikilip duran çok var. Ama, düğün yerine
girecekler münzevilerdir. (Monakhos)
(76)
İsa dedi:
Baba’nın Melekûtu, bir inci bulduğu zaman ağır bir dengi
olan tacire benzer. Bu tacir bilgeydi; Dengi sattı, ve tek inciyi satın aldı.
Siz de, ziyan olmayan, yemek için güve’nin yaklaşamadığı,
ve kurdun yiyip bozmadığı yerde duran hazineyi arayınız.
(77)
İsa dedi:
Hepsinin üzerinde olan ışık benim.
Bütün Ben’im!. . Bütün, Ben’den çıktı ve Bütün Bana
erişti.
Ağacı yarın!. Ben oradayım ;
Taşı kaldırın! Beni orada bulursunuz.
(78)
İsa dedi:
Neden kırda dolaşıyorsunuz?
Rüzgârın salladığı kamışı mı, yumuşak esvapları olan
bir adamı mı görmek için?
Krallarınız ve büyükleriniz orada; onların yumuşak
elbiseleri var ve onlar hakikâti bilmeyecekler.
(79)
Cemaatten bir kadın O’na dedi:
Seni taşıyan rahme (karına) ve seni besleyen memelere ne mutlu!
İsa ona dedi:
Baba’nın Kelâmı’nı işiten, ve hakikâti koruyanlara ne
mutlu !
Zira şöyle diyeceğiniz günleriniz olacaktır:
Gebe kalmayan rahme (karına) ve süt vermeyen memelere ne mutlu.!
(80)
İsa dedi:
Dünyayı bilen bedeni buldu, fakat bedeni bulana, dünya ona
lâyık değildir.
(81)
İsa dedi:
Zenginleşen kral olsun!. Ve kudreti olan (kudretinden )
vazgeçsin !
(82)
İsa dedi:
Bana yakın olan, aleve (ateşe) yakındır, ve bana uzak olan,
Melekût’tan da uzaktır.
(83)
İsa dedi:
Suretler (imgeler) insanda tezahür ediyor ve onlarda olan ışık
saklıdır.
Baba’nın ışığının suretinde, O kendi örtüsünü açacak
ve kendi sureti kendi ışığıyla saklanacak.
(84)
İsa dedi:
Kendi şeklinizi (forme) gördüğünüz günler, seviniyordunuz.
Ama ne ölen (ve) ne de tezahür eden, ve başlangıçta sizde olan, örneklerinizi
(modele) gördüğünüz zaman, nasıl dayanacaksınız !
(85)
İsa dedi:
Âdem büyük bir kudretten ve zenginlikten geldi, ve sizden
liyâkatli olmadı; çünkü lâyık olmuş olsaydı ölümü tatmamış olurdu.
(86)
İsa dedi.:
Tilkilerin inleri ve kuşların yuvaları vardır. Ama,
İnsanoğlunun başını yaslayıp dinlenecek yeri yoktur.
(87)
İsa dedi:
Bir bedene bağlı olan beden sefildir, ve bu ikisine bağlı olan
ruh (da) sefildir.
(88)
İsa dedi:
Melekler size peygamberlerle gelecekler ve sizin olanı size
verecekler . Siz de elinizde olanı Onlara veriniz ve şunu sorunuz:
Hangi gün gelecekler (ve) kendilerinin olanı alacaklar?
(89)
İsa dedi:
Neden çanağın dışını yıkıyorsunuz?
Anlamıyor musunuz ki, içi yaradan dışı da yaradandır?
(90)
İsa dedi:
Bana gelin çünkü benim boyunduruğum iyidir ve velâyetim
hâlimdir, ve kendiniz için sükûn bulursunuz.
(91)
Onlar O’na:
Söyle bize sen kimsin, tâ ki sana inanalım, dediler.
O onlara :
Yer ile gökyüzünü araştırıyorsunuz, ve karşınızda olanı
tanımadınız, ve bu durumda, onu değerlendiremediniz! dedi.
(92)
İsa dedi:
Arayınız bulacaksınız!. Fakat bu şeyleri o günlerde sizin
bana sorup o zaman size söylemediğim şeyleri şimdi hep söylemek istiyorum, ve siz
onları istemiyorsunuz.
(93)
İsa dedi:
Saf olanı köpeklere vermeyin, gübreliğe sürüklemesinler
diye!
İncileri domuzlara atmayın, onları kirletmesinler diye!.
(94)
İsa dedi:
Arayan bulacak ve (kapıyı) çalana, açılacaktır.
(95)
İsa dedi:
Eğer paranız olursa, tefecilik yapmayın! Lâkin, parayı kâr
getirmeyene veriniz.
(96)
İsa dedi:
Baba’nın Melekût’u bir kadına benzer; Kadın biraz maya
aldı, onu hamurun içine sakladı ve ondan büyük ekmekler yaptı.
Kulakları olan işitsin.!
(97)
İsa dedi:
Baba’nın Melekût’u un dolu bir testi taşıyan, ve uzun bir
yolda yürüyen kadına benzer.
Testinin kulpu koptu, un arkasındaki yola döküldü. Hiç bir
şey bilmediğinden, kederlenmedi. Evine dönünce testiyi yere koydu ve onu boş buldu.
(98)
İsa dedi:
Baba’nın Melekût’u ulu bir kişiyi öldürmek isteyen adama
benzer. Evinde kılıcı kınından çıkardı ve elinin güvenli olup olmadığını
bilmek için duvarı deldi.
O zaman O, ulu kişiyi öldürdü.
(99)
Şakirtleri O’na:
Anan ve kardeşlerin dışarıda, dediler.
İsa onlara:
Burada olanlar Babam’ın istediğini yaparlar. Onlar, benim anam
ve kardeşlerimdir. Babam’ın’ Melekût'una girecek olanlar onlardır.
(100)
İsa’ya bir altın para gösterdiler ve O’na:
Sezar’ın memurları bizden vergi istiyorlar dediler .
İsa onlara:
Sezar’a ait olanı Sezar’a verin, Tanrı’ya ait olanı
Tanrı’ya verin ve, bana ait olanı (da) bana veriniz, dedi.
(101)
İsa dedi:
Benim gibi ana ve babasını reddetmeyen şakirdim olamaz;
Ve benim gibi ana ve babasını sevmeyen şakirdim olamaz,
Çünkü anam beni doğurdu, ama benim gerçek Anam bana hayat
verdi.
(102)
İsa dedi:
Zavallılar, Ferîsiler ! Çünkü köpeğe benziyorlar
sığırların yemliğinde uyurlar da ne yerler ne de sığırlara yedirirler.
(103)
İsa dedi:
Ne mutlu o insana ki, yağmacının hangi zaman ve nereden
gireceğini bilir; Onlar içeri girmeden evvel öyle bir doğrulur ki gücünü toplar ve
daha evvel davranır.
(104)
Onlar O’na:
Gel, bugün dua edip, oruç tutalım, dediler.
İsa dedi:
Şimdi hangi hatayı işledim, ya da neden bana hükmettiler?
Ama güvey düğün odasından çıkınca işte, o zaman oruç
tutulsun ve dua edilsin !
(105)
İsa dedi:
Ana’yı ve Baba’yı tanıyan kimseye fahişenin oğlu denir mi
?
(106)
İsa dedi:
İkiyi Bir yapınca, İnsanoğlu olursunuz, ve eğer derseniz:
Uzaklaş ey dağ, dağ uzaklaşacaktır.
(107)
İsa dedi:
Melekût, yüz koyunu olan çobana benzer. Koyunlardan biri, en
irisi kayboldu. Doksan dokuzunu bıraktı çoban, ve buluncaya kadar o, Bir’i aradı.
Aramadan sonra , koyuna:
Seni doksan dokuz koyundan fazla istiyorum, dedi.
(108)
İsa dedi:
Ağzımdan içen benim gibi olacak; ben de onun gibi olacağım,
ve saklı olan ona ifşa olunacak.
(109)
İsa dedi:
Melekût, tarlasında bilmediği, saklı bir hazinesi olan adama
benzer.
Ve (adam) öldükten sonra hazineyi oğluna bıraktı. Oğul ( bir
şey) bilmiyordu;
Tarlayı aldı ve onu sattı .
Ve tarlayı satın alan geldi. Ve sürerken tarlayı, hazineyi
buldu kim istiyorsa parayı faizle vermeye başladı.
(110)
İsa dedi:
Dünyayı bulan ve zenginleşen, dünyadan vazgeçsin (el
çeksin)!
(111)
İsa dedi:
Gök ile yer önünüzde birbirine dolanacaklar ve Diri’den
gelen Diri, ne ölüm, ne de korku görecek. Çünkü İsa:
Kendini bulan kimseye, dünya ona layık değildir, diyor.
(112)
İsa dedi:
Ruha bağlı olan vücut zavallıdır (merhamete lâyıktır).
Vücuda bağlı olan ruh (da) zavallıdır.
(113)
Şakirtleri O’na :
Melekût ne zaman gelecek dediler.
Geleceğini kollayıp gözetleyerek olmaz bu!.
İşte burada , işte şurada, denmez!.
Ama Baba‘nın Melekûtu dünyaya yayılmakta!.
Ve insanlar onu görmüyorlar.
(114)
Simun Petrus onlara dedi:
Meryem aramızdan çıksın!. Çünkü kadınlar Hayat’a lâyık
değillerdir.
İsa dedi:
İşte onu erkek kılmak üzere cezbedeceğim. Size, erkeklere
benzer yaşayan bir ruh olsun diye.
Zira erkekleşecek kadınların hepsi semânın Melekûtu’na
girecekler.