|
İNSAN ve DİN
-
Ahmed Hulûsi |
|
|
|
|
|
|
1400
küsur yıl önce anlatılan ve Hazreti Âli devri sonunda
saltanatlarla örtülüp, ancak Tasavvuf ile, mecâz, benzetme ve işaret
yollu misallerle günümüze kadar ulaşan “ALLAH” ismi ile
işaret edilenin yaratmış olduğu Sistem ve düzen (SÜNNETULLAH)
ancak bugünün tüm ilmi ve teknolojik gelişmeleri incelenip, bu
gelişmeler ışığı altında yeniden değerlendirilmek suretiyle, yeniden tüm
insanlığı aydınlatan bir nur hâlinde parlayabilir.
Bunu
gerçekleştirebilene ne mutlu!.
Size bir
misâl vererek bu olayı farkettirmeye çalışayım...
Televizyonun ne
olduğunu, nasıl çalıştığını, yayının–dalgaların–vericinin görüntüyü
ekrana taşıma teknolojisini bilen biri olarak, bir anda 1000 sene
öncesine ışınlansanız bir Afrika veya Uzakdoğu kabilesinin içine...
“Mecbursunuz
o kabileye televizyonu ve çalışma mekanizmasını anlatmaya”
denilse size... Düşünün bakalım nasıl anlatacaksınız?!.
Misâllerle,
benzetmelerle, sembollerle ve işaretle belki!...
Bulacağınız misâller, benzetmeler, semboller, bugünün realitesi olan
bilim ve teknolojiyi, çalışan mekânizmayı ne kadar anlatacak? O
misâllerden yola çıkarak ne kadar algılayabileceksiniz TV
teknolojisini?..
“Daha
ne anlatayım, aklınızı kullanın, üzerinde düşünün bu misâllerin de ne
anlatmak istediğimi algılamaya çalışın” demeyecek misiniz?
Kıyâmet
öncesine kadar geleceği, olacakları ve yaşanacakları çeşitli
açıklamalarında anlatan ALLAH Rasûlü de bugünün yaşantısındaki
bir çok şeyi görmüş ve bunları benzetmelerle, misâllerle haber
vermişti...
Bunlar,
Kurân-ı Kerîm’de de yer almıştı; ama semboller, mecâzlar ve
misâllerle!. Sonra da deniyordu ki o kıyâmete kadar geçerli muhteşem
Kitap’ta: Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? Biz size
misâllerle anlattık pek çok şeyi; o misâllerle, işaretlerle
anlatılanların üzerinde tefekkür etmeyecek misiniz?
Dikkat!.
Yukarıda anlattığım
misâldeki üzere...
Misâl ve
sembollerden yola çıkarak ASLA GERÇEĞİ GÖREMEZSİNİZ!. Belki böyle bir
şeyin sadece varlığı hakkında kanâat sahibi olabilirsiniz.
Yapılması
gereken iş...
Çağdaş modern bilim
ve teknolojiyi çok iyi inceleyerek, bunların Kurân’da veya ALLAH Rasûlü
Hazreti Muhammed dilinde nasıl ifade edilmiş olduğunu araştırmaktır.
Yani somutun
soyutta nasıl dillendirildiğini anlamaya çalışmaktır yapılacak iş!.
Hazreti
MUHAMMED’den Hazreti ÂLİ’ye:
“Ya Âli... Herkes
ALLAH’a bir yoldan yakin elde etmeye çalışır. SEN ALLAH’A AKLIYLA YAKÎN
ELDE EDENLERDEN OL!”
Gökte bir tanrı
olmayan “ALLAH” ismi ile de işaret edilmiş olanın
yarattığı sistem ve düzen içinde açığa çıkan bilimsel gerçekler ve
teknolojinin; 1400 küsûr yıl öncesinde nasıl dillendirildiğini fark
etmek, bize “Müslümanlık” adıyla tanımlanan, anlamsız çağdışı
yorumlarla bezenmiş anlatımlarından öte; SÜNNETULLAH’ın
kıyâmete kadar geçerli yönünü farkettirecektir!.
Bu farkediş
ise, akıl ehlinin kurtuluşu demektir!. Çünkü akıl ehli, bu
gerçekleri fark etmek suretiyle, İslâm Dini’ni daha iyi
değerlendirmesi gerekliliğini anlayacak; yapacağı çalışmalarla da
yaşamını ebedi hayatına dönük bir biçimde değerlendirme şansına sahip
olacaktır!...
Bir kere
daha tekrar edelim:
“Düne ait
ne varsa dünde kaldı cancığazım!
Bugün artık yeni şeyler söylemek lâzım!.”
1 Ocak 2005
Raleigh – NC, USA
* * *
|