|
Bu
çeşit CİN -insan ilişkisi, genellikle cinlerin
insanları zorla kendi
kaydı altına alması şeklinde meydana gelmektedir... Daha
çok kadınlarda görülen bir yoldur... Özellikle,
asabî huylu kadınlar ile, doğum ertesinde ve ateşli hastalıklar
veya kazalar sırasında bu bağ kurulmaktadır...
Bu durumun sebebi beynin o andaki bedenin çeşitli
yerlerindeki aşırı faaliyetlerle meşgul olması ve bu sebeple, "İnsan"ın
istediği şekilde beyinde hâkimiyet kuramamasıdır... Nitekim bu
zayıf anda CİN o kişinin beynindeki ilgili merkezinde hâkimiyetini
kurarak, ona istediği gibi görünmekte ve artık zorla istediğini
yaptırmaktadır... Bu
zorla istediğini yaptırma işini, bazen kişinin beynindeki acı
duyma merkezine verdiği impulsla onun acı duymasını sağlayarak
gerçekleştirmekte; bazen de korku merkezini uyararak, onun ufak
bir şeyden büyük korku duyarak o şeyi yapmasını sağlama şeklinde
ortaya çıkmaktadır. Her
halde yapılan iş, kişinin beynindeki belirli bir merkeze belirli
oranda dalga sinyaller verilerek uyarılması ve böylelikle o kişide
istenilen tesirin meydana getirilmesi şeklinde olmaktadır... Nitekim
ileride de açıklayacağımız gibi, gene medyumların transa geçirilmesi
halinde bu hal aynen ortaya çıkmakta, önce kişinin kendini
serbest bırakması istenmektedir ki bundan da amaç, "İnsan"ın
beyin üstündeki kontrolunun azalması ve böylellikle iletişim
kurulmak istenen CİNnin hâkimiyetinin kolaylıkla sağlanmasıdır... Bu
tip bağlantılarda kadınlar kendileriyle iletişim kuran CİNnin
son derece yakışıklı bir erkek halinde göründüğünü ifade
etmektedirler... Açık
bir şekilde kadınlar veya genç kızları kendilerine bağlayan
CİNler genellikle onlarla evlenmekte ve cinsi münasebette
bulunmaktedırlar... Bu
münasebetler sırasında kadın, CİNni bir cisim şeklinde görmekte
ve onunla aynen bir insan olan erkekle münasebette bulunuyormuş
gibi temasta bulunmaktadır... Ancak CİN`in maddesi
olmaması nedeniyle burada akla şu sual gelmektedir: -Acaba
tam bir madde hâline geçemeyen CİN, nasıl olup da bu
temas sırasında insan CİNsine ait bir kadını tatmin
edebilmektedir?.. Bu
gibi durumlarda CİN, o kadının beynindeki seks merkezini
uyararak onun tatmin olmasına sebep olmaktadır ki; beynin bir
merkezine elektroşok verilerek kişiye istenilenin nasıl yaptırılabileceğini
fizyoloji sahasındaki bilim adamları çok iyi bilmektedir... Keza
bu tip ilişkiler sadece insan cinsinden kadın ve CİN
sınıfından bir erkek arasında olmayıp; CİN sınıfından
kadın ve insan cinsinden erkek arasında da meydana
gelmekte; hattâ CİNlerin homoseksüel ilişkiler içine
dahi girdikleri dile getirilmektedir ... Bütün
bu tip ilişkilerde ortak olarak tesbit edilen husus, CİNlerden
birisinin sadece kendi tarafından gelen bir arzuyla ve zorla insanı
kendine tâbî etmesi şeklinde olmaktadır... Genellikle zorla tâbî
duruma düşen insan bundan şikayetçidir. Meydana gelen olaylar,
insanın istemediği şekilde olmaktadır... Nitekim
bu çeşit vakalarda özellikle insan cinsinden kadın ile CİN
sınıfından erkek arasında olan ilişkilerde kadın dış dünyasından
iyice sıyrılmakta, çok defa bir odaya kapanmak istemektedir...
Eğer
kendisiyle ilişki kuran CİN dini deyimle "suflî"
cinstense yani ataist - dinsiz ise, o kadını yıkanmaktan
men etmektedir... Buna
karşılık bazı olaylarda ise tam aksi görülmekte ve bu defa da
kadında devamlı olarak yıkanma isteği görülmektedir... Hatta
bazı olaylarda öyle orijinal durumlar meydana gelmektedir ki; kadın
CİNle olan ilişki ertesinde, kendi başına bırakıldığında
geçirdiği hoş olmayan durum sonunda bir şok geçirerek,
saatlerce banyoda kalıp yıkanmaktadır... Tıp,
bugün bu durumları tesbit edemediği için pozitif ilim olarak,
hastayı elektro - şokla tedavi yapmaya çalışmaktadır
ki, bu da netice alınmasını sağlamamaktadır bu tip olaylarda...
Çünkü, elektro - şok sonunda, kişinin beyin hücrelerinde kaba
bir deyimle bir sarsıntı ve düzensizlik meydana gelmekte ve bu
durum yani yatışma hâli o kişideki iyileşmeden dolayı olmayıp;
sadece, geçirdiği şok`un meydana getirdiği sarsıntıdan ileri
gelmektedir... Genellikle
"nefesi kuvvetli kişiler" tarafından bu tip olayların
düzeltilmesine de rastlanmaktadır ki, ileride "okumanın CİNler
üzerindeki etkisi" adlı bölümde bu durumun bilimsel
açıklamasını yapmaya çalışacağız... CİNlerin
açıktan bildirerek veya göstererek insanlarla ilişki kurmaları
iki yoldan olmaktadır demiştik... Eğer
CİN yukarıda açıkladığımız şekilde bir ilişki
kurmak isterse, bu İslâm dini dışındaki yollar görüntüsü
altında incelenmektedir... Ki bunlar genel olarak "suflî
yol" adıyla anılmaktadırlar... Bu
açıkladığımız tür ilişkiler dışında insanları zorla
sefil bir hayat ve kir - pas içinde yaşattıkları, günümüzde
birçok olaylarda tesbit edilebilmektedir... "CİNlerin"
insanları kolaylıkla kandırıp hükmedebilmeleri için öncelikle
tercih ettikleri yol; onlarınislam kaynaklarından gelen bilgilerle
bağlantılarını kopartmak ve bu yolda telkinlerde bulunmak çizgisindedir...
Çünkü kendileri hakkında en geniş bilgi İslam kaynaklarında
vardır... Onların
bu bilgilerden yoksun kalmalarıyla birlikte, çok kolaylıkla kandırılabilmeleri
elbetteki kendileri için son derece önemli avantaj olmaktadır. İnsan
bilmediği tehlikeye karşı elbette ki tedbir de alamaz!.. CİNler
de işte bu yüzden insanların kendilerini bilmelerini
istemezler... Ki böylece kendilerine karşı önlem alınmasın!... "İNSAN-I
KÂMİL"
kitabı yazarı büyük evliyaullah`tan Abdülkerim Ceyli,
adı geçen kitabında "yedi kat yer ehli" bölümünde,
dünya atmosferi içerisinde yaşayan "CİN"lerin yedi
sınıf oluşundan söz ederken en zayıf takımının ikinci
kat arzda yaşayanlar olduğunu anlatarak, bunların, insanlara,
tefekkür mekanizmalarını bloke ederek etki ettiklerini söyler...
"İfrit" adını taşıyan en şerlilerinin beşinci
kat arzda (yeryüzü semâsı birden yediye kadar yükselir) yaşamakta
olduklarından söz eden Ceyli,
altıncı ve yedinci katta yaşayanlara ise hiç bir insanın
söz geçiremediğini anlatır. CİN`lerin
içinde yaşadığımız İslâm toplumunda en şerli faaliyetleri
elbetteki bize göre sureti
Hak`tan görünerek, insanları saptırmalarıdır... CİN`lerin
sûreti Hak`tan görünerek insanları İslâm`dan uzaklaştırmaları
bir kaç seviyeden olmaktadır... Fal
ve büyüyü "hocalık" kisvesi altında yapmak en alt
seviyedir... Evlilik
ve ya başka bir nedenle "CİN"le ilişki kuran kişi, bağlantılı
olduğu varlığı kullanarak, geçmişe dair haberler vermekte ve
geleceğe yönelik, ihtimaller hesabına dayalı bir şekilde güya
olacağı söylemektedirler... Oysa
geleceğe dönük söylentilerin çok büyük bir kısmı doğru çıkmayacaktır...islâm’a
göre fal baktırmanın, büyü yaptırmanın yeri de dinde yoktur.
Bu önemli bir suçtur. Büyük vebaldir!.. Büyük günahlardandır!..
Maalesef
günümüzde, pek çok kişi CİNlerle ilşkide olan ve bu yüzden
kendini evliya sanan sahte mürşitlerin peşinden koşarak çok kıymetli
ömürlerini boşa geçirmektedirler... Çevresini
aydınlatabilme yetisine sahip olabilmek için, önceislam`ın
Tevhid ve akaid ilmine sahip olmak "Âmentü"de
belirtilen hususları bütün detaylarıyla bilmek ve bu hususta bütün
suallere cevab verebilecek düzeyde ilim sahibi olmak
gerekir... Oysa
günümüzde sahte MEHDİ ve MÜRŞİDLER - nerede ise her şehirde
bir kaç tane - CİNNİ ilhamlarla, tamamıyla ilim dışı
hurafelerle pek çok insanı yanlış yollara sürüklemektedir. Tasavvuf
önce
"nefis mücahedesidir"!.. Bu da Hz Rasûlullah`ın
"Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz"
ifadesinde açıklanmıştır... GERÇEK
böyleyken; tasavvuf ehli olduğunu söyleyen sayısız insan ve
onların süper mürşidleri SİGARA içmeden duramamaktadırlar!..
Bir
SİGARAya karşı nefis mücahedesi olmayan kişi, nerede kaldı,
daha hassas konularda mücahede yapacak ve veli olacaktır... CİNlerle
ilgili
pek çok eserde yazılı olduğu gibi CİNlerin gıdası
kokudur!.. CİNlerin en çok sevdikleri koku da SİGARA kokusudur... Sigara
içen bir kişiyi buldukları zaman, artık kolay kolay onun yanından
ayrılmazlar ve onun peşini de bırakmazlar. Kişinin sigara bağımlılığının
artmasında en büyük faktör CİNlerdir. CİNler,
sigaraya yönelik bir kişi buldularmı, hemen onun içine sıkıntı
verecek şekilde beynine bir sinyal yollarlar... Kişi bu sıkıntı
ile hemen bir SİGARA yakar!.. Dumanlarını
üflemeye başladıktan kısa bir süre sonra içindeki sıkıntı
kesilir!.. Çünkü, yanındaki CİN, o dumandan gıdalanmaya
başlamış ve onun içine sıkıntı veren etkileri göndermeyi
kesmiştir... Böylece o kişi sigarasını bitirir ve bir süre
rahatlar... Sonra
yanındaki CİN tekrar SİGARA kokusu istedi mi gene beynine
içinde sıkıntı oluşturacak bir impuls yollar ve o kişi de
elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar... Ve bu durum böylece
devam edip gider... Eğer,
böyle devamlı SİGARA içen bir hoca veya mürşit, Gavs(!) yanına
giderseniz, hemen Kur`ân-ı Kerim`in Sâd sûresinin 41, Mü`minun
sûresinin 98,99 ve Saffat sûresinin 7`inci âyetlerindeki dualara
devam ediniz... Göreceksiniz
ki, bu duaya devam suretiyle beyninizin yayacağı belli dalgalar o
kişinin ilişkide olduğu CİN ile ilişkisinde kopukluk oluşturacak
ve bu yüzden karşınızdaki kişide bazı dengesiz söz ve davranışlar
ortaya çıkacaktır. Ayrıca,
Ruh çağırma celselerinde, CİNci, falcı hocaların yanında da
bu duayı okursanız, bunun böyle olduğunu görerek söylediklerimize
kesinlikle inanabilirsiniz. Evet bu âyetleri okunuşu gibi yazıyorum: v
"Rabbiy
enniy messeniyeş şeytânu binusbin ve azâb. Rabbi euzübike min
hemazâtiş şeyâtıyni ve eûzübike rabbi en yahdurun... Ve
hifzan min külli şeytanin marid." v
"Evliyaullah`ın
asla SİGARA içmediğini"
asırlar
önce yazmış olduğu "EL İBRİZ" (saf altın)
isimli kitabında anlatan Seyyid Abdulaziz Ed Debbağ;
mânevi yöneticiler topluluğu olan "DİVAN ehlinin"
de kesinlikle SİGARA içmediklerini açıklamaktadır. "RİCAL-İ
GAYB" denen evliyaullah`ın asla
SİGARA içmemesine karşın, CİNNİ olan kişilerin
hemen tamamının SİGARA müptelâsı oldukları, gözlemlerimiz
arasındadır. Bu
sebepledir ki, "CİN" adıyla anılan bu görünmez
varlıklardan uzak kalmanın en başta gelen tedbiri SİGARAdan
uzak durmaktır... Tasavvufta
belli bir mertebe sahibi olduğu sanılan kişilerin, gerçekten o
mertebenin ehli olup olmadığı, öğretisi içinde yer alan şu
iki ana konudan belli olur... a-
VAHDET... b-
KADER... Gerek
farkında olmadan CİNNİ tesir altına girip kendini mürşid veya
evliya sanan kişiler; gerekse de gerçekten CİNlerle ilişkide
olanlar, bu
konulara girmekten kesinlikle kaçınırlar.. Bu
iki konu "CİNlerin, akıl zayıflıkları"
sebebiyle uzak durdukları ve bağlılarını da uzak tutmaya çalıştıkları
iki konudur.. Gerek
"CİNLER", ve gerekse de bilerek veya bilmeyerek
onlara tâbî durumda olanlar, insanları, bu iki ilmi öğretmeyi
hedef alan tasavvuftan uzak tutmak için ne kadar başka ilim varsa,
bunların hepsiyle meşgul ederler... Nerede
sizi "vahdet" ve "kader" ilminden
uzak tutmaya çalışan bir kişi görürseniz orada "CİNni"
izlerin mevcudiyetini öncelikle araştırabilirsiniz... "CİN"lerin
insanları bu iki ilimden uzak tutmaya çalışmasının ana sebebi
öncelikle kendilerinin bu konuda yetersizlikleri sebebiyle kolaylıkla
foyalarının ortaya çıkabilmesi; ikinci olarak da insanların bu
iki ilimle hayâllerinde yarattıkları tanrıdan kurtularak "ALLAH"ı
idrâk edip gerçek "tevhid" ehli olma şanslarının
çok büyük olmasıdır... Elbette
ki bu durum da CİNlerin hiç hoşlarına gitmemektedir... Çünkü
"İBLİS"in DÖLÜ OLAN CİNLERİN "ALLAH"a karşı
bütün insanları saptırma iddiaları vardır!. CİN`lerin,
İslâm`ı kabul ettiğini söyleyen topluma verdikleri
zarar, onların ölümötesi yaşamda ihtiyaç duyacakları enerji
(nur) den mahrum kalmalarının oluşturacak fiiller telkin etmek sûretiyle
meydana gelir... Tasavvuf ehline ise, onları işin
hakikatına yöneleceklerine, detaylarında oyalamak sûretiyle
zarar verirler . İyi
ahlak, yasaklardan kaçınmak, ibadet tasavvufun değil şeriatın
konusudur!.. Eğer
kişi, tasavvuf toplantılarında, bu saydığımız şeriatla
ilgili hususlarla vakit geçiriyorsa, o henüz tasavvufla
ilgilenmeye başlamamıştır. Tasavvuf,
şeriatla ilgili bu hususların üzerine binâ edilen "VAHDET
SIRRINA ERMEK" amacına yönelik çalışmalar ile başlar...
Ki bu da ilgili eser ve kişilerden araştırılabilir. Bunlar
genellikle müslüman CİNlerdir... Kişiye
çeşitli basit dinî bilgiler verirler... Verdikleri bilgilerin pek
çoğu doğru da olabilmektedir... Genellikle dini bilgilerden uzak
kalmış bölgelerde bu çeşit durumlar tesbit edilmektedir... Bazı
evlerde de bu tipte kişiler görülmektedirler... Ancak
yukarıda her iki şıkta da bahsettiğimiz olaylarda, CİNlerle
iletişim kuran kişiler, dış dünyanın CİNleri
bilmemesi ve hatta bu gibi şeylerden bahseden kişlerle alay
etmesi sebebiyle, durumlarını açıklamamakta ve bu yüzden de bu
tip olaylar çok güç tesbit edilmektedir... Bu
tip olayların aksine, pek çok rastlanan CİN - insan ilişkileri
ise, CİNlerin kendilerini resmen bildirmeden başka başka
yollarla sağladıkları bağlantılar halinde görülmekte, tesbit
edilmektedir... Şimdi de CİNlerin kendilerini farkettirmeden insanlarla iletişim kurma şekillerini inceleyelim... * * * |