|
Hz.
Muhammed Aleyhisselâm`ın bazı açıklamalarında görüldüğü
üzere, "Allahu Teâlâ`nın her yüzyıl yılda,
bir dini yenileyici, canlandırıcı kişi gönderdiği; ve
bu kişinin İslam Dini’nin yayılması için görev yaptığı, İslam
dinini benimsemiş olanlar ve tüm mâneviyat ehli kişiler
tarafından kabul edilmektedir.
Bu
kişinin görevi, yine Rasûlullah açıklamalarına göre, "İslâm
Dini’ni günün anlayışına göre izah etmek", dinin
eski
insanlara ait bir şey olmadığını onlara anlatmak; ve böylece
onların hakikate yönelmesini sağlamaktır...
"MEHDÎ"
adıyla anılan ve Hz Rasûlullah’ın onikinci torunu olan
kimse daha altı yaşındayken bir kuyuya düşerek boğulmak sûretiyle
ölmüş olduğundan, aslında beklenen şahsın bu kimseyle
katiyyen bir alâkası yoktur...
Beklenen
kişinin lakabıdır "MEHDÎ"...
Bazı
açıklamalarında Hz. Rasûlullah’ın "Benim adımı
taşıyan bir müceddid gelir ki..." sözü bazı
yorumcular tarafından, bu kişinin adının "Ahmed"
veya "Muhammed" olacağı şeklinde tefsir edilmiştir...
Nitekim yukarıda bahsettiğimiz Kadyanlı Mirza Gülam, adının
Ahmed olması hesabıyla ve CİNlerin de iğfal edişleriyle
kendisinin "MEHDİ" olduğunu sanmıştır...
Bu
konuda
"İbn MACE" isimli hadis kitabında epeyce
bilgi vardır...
Tasavvuf
ehlinin çok yakından bildiği 2000 yılının hicri tarih müceddidi
diye nam salan İmam-ı Rabbani Ahmed Faruki Serhendi ise "Mektubat"
isimli kitabında "MEHDİ"nin derecesi hakkında şu
bilgiyi vermektedir:
"Geleceği
haber verilmiş bulunan Hz. MEHDİ`nin de Rabbi, ilim sıfatıdır...
Bu
zât da, Hz. Âli gibi İsa Aleyhisselâm`a bağlıdır...
Sanki
İsa Aleyhisselâm`ın iki ayağından birisi Hz. Ali`nin başı üzerinde,
ikinci ayağı da Hz.MEHDÎ'nin başı üzerindedir..."
İslâm
ansiklopedisinde ise, "MEHDİ" lakaplı beklenen kişi
hakkında özetle şu bilgi verilmektedir:
"MEHDİ`nin
mânâsı, kendisine "ALLAH" tarafından yol gösterilen
kişi şeklindedir... Kelime, geçmişte bazı kişiler; gelecekte
de kıyâmet öncesinde gelecek bir kimse için kullanılmaktadır.
Bu
kelime ilk defa olarak Emevi
halifesi 2. Ömer
için "müceddid" olarak kullanılıyor ve 2. Ömer
, "ALLAH"`ın rehberliğine mazhar kabul ediliyordu...
Daha
sonraki devirlerde ise, müceddidlerin birincisinin 2. Ömer olduğu,
nihâyet 7`inci ve sonuncusun da, iki görüşe göre, "MEHDİ"
veya "İsa" olacağı kabul edilmektedir..."
İbn-i
Haldun`un "Mukaddime"
isimli eserinin "Fâtıma nesli ve onun hakkında insanların düşündükleri
ve bu meseleyi saran karanlığın kaldırılması" faslında
"MEHDİ" lakaplı kişi için de şöyle
bahsedilmektedir:
"Muhtelif
devirlerde İslâm halkının hepsi tarafından genellikle kabul
edilmiştir ki;
Zamanın
sonlarında, kıyâmete doğru, Hz.Rasûlullah ailesinden, dine yardım
edecek ve adaleti muzaffer kılacak bir kimse zuhur etmesi zarûri
olarak îcâbeder; ki müslümanlar O`na tâbi olacaklardır...
O,
müslüman ülkelerde hâkim olacak ve kendisine "EL-MEHDÎ"
denilecektir...
Dünya`ya
hâkimiyeti ise, İsa Aleyhisselâm`ın nüzûlü ile birlikte
olacaktır...
Mevsuk
(sahih) hadislerle tesbit edilmiş olan, kıyâmet gününü diğer
alâmetleriyle Deccal`in zuhûru, ondan sonra vukûa gelecektir...
İsa
Aleyhisselâm O`nun ortaya çıkmasından sonra inecek; ve O`nun çıkışından
bir müddet sonra ortaya çıkacak olan Deccal`ı öldürecektir"
İbn-i
Haldun "Mukaddime"sinde
"MEHDİ" ile alâkalı 24 hadisi uzun uzadıya
nakledip 6 değişik şekli ilâve ve hepsinin de sıhhatini münakaşa
eder... Bu hadislerden 14`ünde yenileyiciye -müceddide- "MEHDİ"
denilmiştir...
Evet,
işte "MEHDİ" hakkında İslâm dünyasında
düşünülenler, konuşulanlar, bu minval üzere sürüp
gitmektedir.
Kezâ
kıyâmet konusunda da, İslâm dünyasındaki genel
kanaat, hicrî takvimle 1600 yılından evvel kopacağı şeklindedir...
Ki bu da gene birgün Hz Rasûlulllah kendisine sorulan:
-Kıyâmet
ne
zaman kopar ya Rasûlullah?..
Sorusuna:
-Ümmetim
iyi giderse 1000`i geçer!..
Şeklinde
vermiş olduğu cevaptan çıkartılmaktadır...
Keza
halk arasında dolaşan:
"1500`de
varmam, "1600`e kalmam"
Şeklinde
söyleyişler dahi aslında bu hadise dayanmaktadır...
Çünkü
yorumcular 2000 rakamının verilmemesinden kıyâmetin 1000 ila
2000 yılları arasında kopacağını çıkartmışlardır ki, bu
da yaklaşık bir hesapla 1400 ile 1600 yılları arasına
rastlamaktadır.
Nitekim
bu hesap üzerinde duran bazı müslümanlar, her müceddid`in 200 yılda
bir gelmesi hesabına da katarak 7. ve son müceddid`in 1400 yılı
başlarında geleceğini ve bunun da son müceddid olması hesabıyla
lakabının "MEHDİ" olması gerektiğini ileri sürmektedirler...
Yine
bu çevreler, "MEHDİ" denilen kişinin en yüksek
dereceli veli olacağını; istediği anda dünyanın istediği
yerini görebilecek; istediği anda istediği yerde yönetim gücünü
kullanabilecek güçte olacağını İslâm dünyasından küfrü
kaldıracağını; daha sonra da, nüzûl edecek olan İsa Nebî
ile birlikte bütün yeryüzünde tek din olarak
İSLÂM`ı anlatıp bütün MEZHEPLERİ kaldıracağını;
tarikatları kaldırarak, Rasûlullah Aleyhisselâm`ın devrindeki
inanç sistemini ihya edeceğini söylemektedirler...
Çeşitli
yerlerde ve tarihlerde bazen ortaya çıkıp, bazen de gizlice çevrelerine
"MEHDİ" olduğunu empoze eden pek
çok kişi yaşamıştır ve hâlen de yaşamaktadır.. Bunlar çevrelerindeki
insanların bu konulardaki bilgilerinin son derece zayıf olmasından
da istifade ile, insanları rahatlıkla kandırabilmektedir.Öte
yandan bu kişilerin büyük bir kısmı da zaten farkında olmadan CİNLERİN
HÜKMÜ ALTINDA olan kişilerdendir. Ve CİNlerin oyununa gelerek
kendilerini "MEHDİ" sanmaktadırlar. Çünkü ya gördükleri
CİN kaynaklı rüyalar, ya da aldıkları çeşitli CİNNİ
ilhamlar onlara kendilerini "MEHDİ" sandırmaktadır.
Kendilerindeki
CİNni destek ile çevrelerindeki insanları etkileyebilen bu
insanlara karşı, ilim sahibi olmak ile "CİN DUASINI"
okuyarak etki alanlarından kurtulmaktan başka çare de söz konusu
değildir, bildiğimiz kadarıyla..
Gelişi
müslümanlarca her an beklenen "MEHDİ"nin kesin
geliş tarihine dair hiç bir delil yoktur ve "DİVAN"
ehli hariç, evliyaullah dahi bu konuda bilgisizdir..İslâmî
takvimle zamanın 1400 yılını onyedi geçeye yaklaşması, konuyu
günümüzde daha da konuşulur hâle getirmiş; ve bu yüzden çeşitli
yerlerde kendini "MEHDİ" sanan kimseler bir hayli
türemiştir!.
Günümüzde,
esef vericidir ki, ilimsiz pek çok kişi, kendini sırf CİNlerin
aldatıcı ilhamları yüzünden boş hayâllere kaptırarak,
"MEHDİ" sanmakta ve çevrelerini de yanlış yollara sürükleyerek
topluca CİNLERİN EĞLENCESİ olmaktadırlar.
Oysa,
"MEHDİ", Rasûlullah açıklamalarına göre, Mekke`de
ortaya çıkacak; sonra Medine`ye geçecek; üzerine bir ordu gönderilecek
ve bu ordu tamamiyle yere batacaktır. Bu olaylar, O`nun "MEHDİ"
olduğunun delili olacaktır..Aklı başında hiç bir insan, İstanbul,
Ankara, İzmir, Denizli ya da başka bir şehirde oturup kendinin
"MEHDİ" olduğunu iddia etmez!. Şayet ediyorsa, konu ya
psikyatrinin sahasına, ya da CİN tedavicilerinin ihtisas alanına
giriyor demektir..
Bu
konudaki düşüncemize gelince...
Biz,
bu konunun zamana bırakılması; ve "bekle gör" görüşünün
tatbik edilmesi taraftarıyız.. Zîra, her hac mevsiminde "MEHDİ"
bu yıl ortaya çıkacak beklentisi içine girip; tüm geleceğe dönük
planlarını yapan insanların yaklaşık yirmi yıldır sürekli hüsrana
uğradığını gördük..Buna rağmen...Ne aczin dile gelişi anlamında
inkâra sapar; ne de hakkında kesin deliller olmadığı ve imanın
şartlarında bulunmadığı için, tasdik eder; eğer böyle bir kişi
gelecek olursa, ve biz de onu görürsek, o zaman kesin kararımızı
eldeki donelere göre verir; davranışlarımızı ona göre düzenleriz.
Şüphesiz
ki zaman, en iyi açıklayıcıdır!. * * * |