|
Kesin olarak bilelim ki,
Hazreti Muhammed aleyhisselâma iman etmemiş olanın, “ALLAH”a imanı yoktur!.
Tanrısı olabilir!
Niçin bu böyledir?
Çünkü “Tanrı”
yoktur!. Tanrı, hiç varolmamıştır!.
İnsanların kendi hayal
dünyalarında tasavvur ettikleri bir tanrıları olabilir elbette.. Hatta dünya
üzerinde yaşayan ve çeşitli inanışlara mensup olan çok büyük bir çoğunluğun
böyle bir tanrısı da vardır zaten!. Ama bu varsayım asla doğru değildir ve
gerçekle alakası yoktur.
Hazreti Muhammed
aleyhisselâm, insanların inandıkları tanrı kavramına dayalı yaşam biçimiyle
hayatlarını boşa harcamamaları için görev yapmış; ve “LA ilahe...“
sözcüğüyle bu konuda kendisine inananları uyarmaya çalışmıştır.
“Hazreti
MUHAMMED’İN AÇIKLADIĞI ALLAH” isimli kitabımda “ALLAH”
adıyla işaret edilenin asla bir gök tanrısı olmadığını açıklamaya çalıştım.
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/allah/
İnsanlar geçmiş çağlarda
ve hatta günümüzde gökteki bir tanrıya inanırken; ve bunun sonucu olarak da o
gökteki tanrı yanından gelen OĞUL’dan veya kanatlı meleklerden
söz ederken; Rasûlümüz bunun böyle olmadığını en öz ve özet şekilde “İHLAS”
sûresiyle vurgulamıştır.
Tanrı’ya inanmak insanı
sonuçta hüsrana götürür!. Çünkü ötedeki bir varlıktan bir şeyler bekleme
düşüncesi oluşur böyle bir inanç sonunda!. Bu da ataleti, uyuşukluğu ve
tembelliği oluşturur! Oysa her şey, insanın özündeki sırda mevcuttur. Dışarıda
değil!. İnsan özündeki bu sırla her an pek çok şeyler yapabilme istidat ve
kabiliyetine sahiptir.
Tanrıya inananlar, onun
hiçbir zaman varolmadığını anladıkları anda korkunç bir sükûtu hayal yaşayarak
hüsrana uğrayacaklardır!.
Yukarıda, uzayda veya
başka bir galakside yaşamakta olan ve buraya elçi yollayan, OĞUL yollayan bir
tanrı asla varolmamıştır!.
Bu yüzden de kesin
olarak, Hazreti Muhammed aleyhisselâma iman edenler; dolayısıyla da onun
açıkladığı “ALLAH” ismi ile işaret edilene iman edenler, gökte, ötede bir
tanrı tahayyül edenlerden farklı ve onlarınkiyle uyuşmaz bir inanç
içindedirler.
Hazreti Muhammed
aleyhisselâma iman etmeyen, onun Allah Rasülü ve Nebisi olduğunu kabul ve
tasdik etmeyenler, doğal olarak O’nun açıkladığı “Allah” kavramını da
kabul etmemiş olurlar.
Bu da, Muhammed
aleyhisselâmın Rasûllüğünü kabul ve tasdik etmemiş olanların, evrende
kendi kafalarına göre hayal ettikleri bir tanrı ve bu varsayıma dayalı yaşam
biçimi oluşturmalarını getirir!.
Hazreti Muhammed “men
kale la ilahe illallah fekad dehale cenneh!” demiştir. “Kim la ilahe
illa Allah derse cennete girer!”
Ama bu demek değildir ki,
tanrıya inananlar cennete girer!
Burada dikkat edilmesi
gereken bir incelik vardır:
Hazreti Muhammed
kişinin tanrı kavramından kurtulmuş olmasına dikkat çekmektedir bu
açıklamasıyla. Yani şirkten arınmış olmasına...
“İhlâs” sûresinin
anlamını kavramış olanlar, ötede veya ötelerinde bir tanrı olmadığını
fark ederler!.
Kur'an-ı Kerîm
baştan sona, tanrı
kavramının şirke yol açtığını; şirk koşanın da ebediyen cehennemi
yaşayacağını vurgulayan âyetlerle doludur. Şirk koşanın ebediyyen cehennemde
kalacak olmasının nedeni nedir acaba?
Tanrı olmadığına göre,
şirk koşanın ebediyyen cehennem denilen boyutta kalmasının, yanmasının nedeni
nedir?
Bunları çok iyi düşünüp
anlamak gerekir!.
Hazreti Muhammed
aleyhisselâma inanmayan, O’nun Allah Rasûlü ve Nebisi
olduğuna inanmayan ve dahi buna ŞAHADET etmeyen, İslâm Dini’ni,
yani Allah Rasûlünün açıkladığı sünnetullahı (sistem ve düzeni) kabul
etmemiş demektir!. O sistem ve düzeni kabul etmeyen de kendi inancına göre
yaşar ve sonuçlarına katlanır!
Biz kimseyi ne cennete
sokabiliriz ne de cehenneme atabiliriz!.
Herkes kendi idrak
kapasitesi ve bunun sonucu kendine çizdiği yaşam biçimiyle cehennemini
şekillendirir veya cennetini bezer!.
Hazreti Muhammed
aleyhisselâma imanı olmayan, onun Allah Rasûlü ve Nebisi
olduğuna şahadet etmeyen ise, O’nun açıkladığı “ALLAH” ismiyle
işaret edileni fark ve idrak edemeyeceği için; otomatikman hayalinde
yaratıp bezediği bir tanrıya inanmak durumunda kalacaktır!. Sonra da
hayalinde yarattığı bu tanrıyı beğenmeyip, yanlışlarını bulacak ve eleştirmeye
başlayacaktır!.
İçinde yaşadığımız,
kimini algılayıp, çoğunluğunu algılayamadığımız tüm kanun ve prensipler,
sistemler, Kurân’da “sünnetullah” diye isimlendirilen “sistem
ve düzendir” ki bize “DİN” adıyla tanıtılmıştır.
“ALLAH” ismi ile
bize bildirilen, eskilerin “evren içre evrenler”, yenilerin “paralel
evrenler” dediği tüm yapıları, zamansızlık “AN” boyutunda ilmiyle,
ilminden ve ilminde yaratmıştır!.
Tüm evrenler holografik
gerçeklik doğrultusunda her bir zerrede mevcuttur!
Rasûlullah aleyhisselâm
1400 küsur yıl önce bu gerçeğe “Zerre küllün aynasıdır” diyerek
işaret etmiştir.. Bu konuda detaylı bilgi için aşağıdaki linkten “TEK'İN
SEYRİ” isimli kitabımızı okuyabilirsiniz:
http://www.ahmedbaki.com/turkce/kitaplar/tek/
Bir “NOKTA”dan var
edilen tüm evrenler yaratılış amacına göre “sünnetullah” kanunlarına
göre işlevlerini oluşturmaktadır.
“ K ” misâlinde olduğu
üzere, çizgideki bir noktadan açının oluşması benzeri, tüm evrenler yalnızca
bir açı içindekilerdir. Uzun çizgide ise bunun gibi sayısız “nokta”lar
vardır!. Ötesi
ise tefekkür dışıdır!. “Allah” isminin işareti en azında böyle bir yapı veya
varlığadır!.
İşte “Allah”
ismiyle işaret edilen böylesine muhteşemdir ki; bir tanrı olarak düşünülmekten
elbette münezzehtir!.
İnsan veya tüm birimler
ise birer koni gibidir!. Oysa, kimi kendini yalnızca, koni değil koninin iki
boyutlu düzlemi gibi, yani et-kemik beden gibi düşünür. Kimi ise koni olduğunu
fark etmiştir. Koni boyutsallığı içindeki “esmâ âlemini” ta “nokta”ya
kadar seyreder!.
Bize düşen, Allah Rasûlü
Hazreti Muhammed’e ve O’nun “ALLAH” ismiyle işaret edip
açıkladığına iman ederek, bu bildirilen gerçekler doğrultusunda yaşamımıza yön
vermektir!.
Allah Rasûlü Hazreti
Muhammed aleyhisselâma ve O’nun açıkladığı “Tanrı yoktur
yalnızca ALLAH” gerçekliğine iman edenler, birlikte namaz eda
ettiklerinde, imam Fatiha’yı okurken asla Besmeleyi sesli okumaz!.
Fatiha’yı “El hamdu....”den başlatır imam...
Niçin?
Çünkü, besmele’de “ B ”
sırrı vardır ve herkesin bizatihi kendi özünde varolan sırra dayalı olarak
“B”esmeleyi kendisinin “OKU”ması ve yaşaması gerekmektedir!.
Namaz ancak Fatiha
“oku”nmakla yaşanır ve bu yüzden de Allah Rasûlü, “Fatiha'sız
namaz olmaz!” buyurmuştur!.
“ALLAH”a giden yol
dışardan öteye değil, insanın şuurundan özüne doğrudur!.
Tanrıya inananlar için
ise yöneliş uzayda bir yerlere doğrudur!.
Konunun Türk’lük Arap’lık
veya başka ırklılıkla bir alakası yoktur!. “Allah” ismi ÖZEL
İSİMDİR!. Özel isimler hiçbir lisanda değişmez, tercüme edilmez; aynen
kullanılır!.
"ALLAH" ÖZEL
isminin işaret ettiği anlam ile, genel "TANRI" kavramı
arasındaki farkı hâlâ anlatamadıklarıma ise şimdilik diyecek başka sözüm yok!"
(Tanrı(!) da çok uzak
olmayan bir zamanda dünyaya gelecektir zannediyorum... Bu ise gelecekteki ayrı
bir yazı konusu...)
AHMED HULÛSİ
4 Mart 2005
NC, USA
|